Twitter kullanıcı tipleri

Her gün onlarca twit atıyoruz, birçoklarına dönüp bakmıyor, bazılarını ise çok sevip defalarca paylaşıyoruz. Peki twitterda takip ettiklerinize geniş bir çerçeveden bakıp onları kategorilere koymayı düşündünüz mü? Bir düşünün, çok keyifli bir oyun haline gelebilir belki.

Bakın benim gözlemimde neler çıktı:

Sürekli RT edenler

Bu kişilerin yazacak ya da paylaşacak bir şeyi olmuyor genelde. Hatta sadece RT yapmak için açılmış bir hesap bile görebilirsiniz. Belirli bir konu üzerine odaklanmış, örneğin “içme suyunun faydaları” ve sadece bu konuları paylaşan (RT eden) bir hesap sorun olmaz fakat birbirinden bağımsız onlarca farklı konuda iletileri RT eden bir hesap bana ilgi çekici gelmiyor maalesef.

Sadece mention yapanlar

Sadece yazılanları RT yapanların tersine yazılanlarla değil yazan kişilerle ilgilenenlerin olması da gayet doğal değil mi? Twitter’ı  benim daha önce anlattığım şekilde düşünmeyip karşılıklı bir yazışma, doğrudan iletişim ortamı olarak gören ve msn, gtalk gibi ortamlarda konuşulabilecek şeyleri twitter üzerinden mention göndererek yapanlar bile var. Bu demek değildir ki yanlış yapıyorlar. Ben de mention yapıyorum tabi ki ama sürekli bir sohbet havasında değil ve sadece mention yaparak kullanmıyorum Twitter’ı.

Sadece link gönderenler

Twitter bir havuz demiştim daha önce “Doğru sosyal ağda sosyal doğru içerik yaratmak” başlıklı yazımda. Bu havuza hepimiz bir şekilde dolduruyoruz. Bazıları link atıyor, bazıları özlü sözler. Tabi bunu ölçülü bir şekilde dağıtınca güzel oluyor. 3. sıradaki kişiler twitteri sadece link gönderilecek bir alan olarak görenler. Genelde çok sayıda takipçisi vardır ama o kimseyi takip etmez ya da takip etmeye gerek duymaz çünkü aktif olarak twitterda akışla ilgilenmez, sadece paylaşır. Çok fazla mention yaptığını da göremezsiniz. Sürekli manuel ya da otomatik linkler düşer hesaplarına. Birinci guruptaki kişilerin en çok beslendikleri kişiler arasında ikinci sırada gelirler çünkü ilk sırada özlü sözler paylaşanlar vardır.

Sürekli kendi kendine konuşanlar

Bunlar en sevdiklerim. Dünya umurlarında olmadan bir konu üzerinde düşüncelerini birbiri ardına twitlerle paylaşan kişilerdir. Kimsenin etlisi sütlüsü umurlarında değildir. Yazar yazar yazar, içlerini boşaltır giderler. Bir anlamda haykıramadıklarını dökerler adeta… Yazdıklarını birleştirip habersizce kendinize bir blog açabilirsiniz bu içeriklerle.

Sürekli soru soran

Bu kişiler sanırım “Twitter nedir?” sorusunun cevabını yanlış anlamışlar ki Twitter’ı sadece soru sorma yeri olarak görürler. Bir anda önünüzde “İzmir’in telefon kodu kaç?” gibi bir soru görebilirsiniz. Çok basit de olsa, çok karmaşık da olsa o soru oraya sorulur. Verdiğiniz cevabın ise varlığı ya da yokluğu çoğu zaman önemli değildir.

Sürekli şikayet edenler

Bu kişiler dünyaya sanki şikayet etmek için gelmişler. Yolda önlerinde yürüyen insanlara, geç gelen otobüse, çok konuşan arkadaşlarına, havanın sıcak olmasına, kuşun ötmesine, kuşun ötmemesine vs. vs. kızgındır ve hepsinden şikayet eder. Attığı 10 iletiden 8i şikayettir. Periyodik olarak kendilerini tekrar ettiklerini, mesela her Çarşamba aynı saatte aynı yerden geçen otobüsün geç kaldığından şikayet ettiğini görebiliriz.

Buraya kadar benim çıkardıklarımdı ama daha sonra Ece Burgaz katkıda bulundu. Bundan sonrası Ece Burgaz’ın tavsiyelerinden birkaçı. Hepsini almıyorum çünkü alırsam bu yazı bitmez. Umarım bana kızmaz kestiğim için.

Sürekli kampanya duyurusu yapanlar

Bence bu hesaplar genelde fake oluyor ama fake olmayanlar da sadece bu iş için bu hesapları açmış oluyorlar çoğunlukla. Neden derseniz, zaman zaman kampanyalar yapılıyor ve bu kampanya şartları arasında firmanın Twitter hesabını takip etme ya da kampanyayı twitterda paylaşma gibi şartlar yer alıyor. Bunları sağlamak için Twitter hesabı açanlar da zaman zaman başka kampanyalarda da bu hesabı kullanarak sadece kampanya paylaşımlarından oluşan bir timeline ile karşınıza çıkıyor.

Ayda yılda bir Twitter’a girenler

Bu kişiler çok çabuk sıkılıyor ya da hayatlarında internet çok geniş bir yer teşkil etmiyor olabilir. Birçok arkadaşımın Twitter hesabı olduğunu biliyorum ama onlar Facebook kullanmayı tercih ediyorlar. Çok uzun aralıklarla yazılmış twitleri var ama onlar da açtım yazdım kapattım üçlüsünden öteye gitmiyor genelde. Bu kişilerin en çok sevdiğim yönü ise mesela 3 ayda bir girip “çok sıkıldım” “işler çok yoğun” “yine kopuyoruzzz” gibi zamandan ve mekandan bağımsız bir ileti atıp kapatmaları : )

Gündem hakkında deşarj olmak için kullananlar

Belki de en tehlikeli gurup. Gündemde o an olan bir olayla ilgili saatlerce yazabilirler. Bu kişilerde en çok gözlemlediğim şey gazeteci, yazar, siyasetçi, sanatçı, gazete, televizyon gibi hesaplardan oluşan bir takip listesi olduğu. Günlük hayatta göremeyeceği kişileri Twitter’da takibe alıp her türlü düşüncelerini onlara yazan, laf atıp tartışmak isteyen kişiler bu guruba giriyor.

Ben burada küçük çaplı bir gözlem ile birkaç guruba ayırdık Twitter kullanıcılarını ama daha birçok gurup bulmak mümkün. Zira Ece’nin gönderdiği daha birçok gurup vardı. Eklemek istediklerinizi yorum olarak bırakabilirsiniz. Çok geniş bir kaynak olabilir böylece bu yazı.

  • reply AloKlima ,

    Nice profiling… Elinize sağlık. Esas G+ hakkındaki görüşünüzü merak ediyorum.

    • reply Ali Bahşişoğlu ,

      ben kendimi bir kategoriye koyamadım? 😀

      • reply Mümin Erakbaş ,

        Teşekkürler. Google + hakkında bir yorum yapmak için henüz erken diye düşünüyorum çünkü şu an kullanıcılar aktif bir etkileşim içinde olmak yerine sadece içerik doldurmayı tercih ediyor. Bu nedenle biraz daha olgunlaşması gerekiyor yorum yapmak için.

        • reply Serkan Unal ,

          Ali Bahşişoğlu’nun dedigi gibi ben de kendimi bir kategoriye koyamadim 🙂 Cunku sanirsam biz “hepsinden biraz” kategorisine giriyoruz.
          Bu arada cok guzel bir yazi olmus, keyifle okudum, keyifle okutacagim 🙂

          • reply Muhammed Yıldırım ,

            Ellerine sağlık. Yazının beni çok tatmin ettiğini söylemem ama dikkatimi çeken ve çok hoşuma giden başka bir şey oldu. Bu yazıyı Facebook’da duyuruş şeklin. Türkçesi tam nedir bilmiyorum ama bir “hype” yarattın ve aklımda yazının yayınlanacağı tarih yer etmiş. Az önce “eyvah yazıyı kaçırdım galiba” dedim ve direk siteye girip yazıyı okudum. Önceden ilgi uyandırmak işe yarıyor demek ki. 🙂

            • reply Mümin Erakbaş ,

              Muhammed, bu yazıda beklentilerin çok yüksek olduğunun farkındayım. Yazının başında da özellikle belirttiğim gibi bunu bir oyun olarak değerlendirmekte fayda var. Birçokları kendinde bunun hepsini bulacak ama özellikle bu sınıflara giren ama ısrarla kabul etmeyenlerin olduğu ad bir gerçek.

              Duyuru konusuna gelince. Zaman zaman farklı yöntemler deniyorum. Bu yazıyı Cumartesi günü hazırlamış olmama rağmen Pazartesiye kadar bekletmemin sebebi de buydu. Bu arada hem twitter, hem facebook, Google + vs. üzerinde çeşitli duyurular yaptım. Doğru kanalda doğru içerik yaratmak başlıklı yazıya tekrar göz atarsan zamanlamaya da önem verdiğimi belirtmiştim. Yazıyı hazrılayıp aynı anda birçok yere post etmek anlık bir sirkülasyon yaratsa da sürdürülebilir bir akış yaratmaz. Dikkat edersen Pazartesi yayınlandı ama facebook profilimde ya da fan sayfasında henüz bu yazıyı paylaşmadım, doğru zamanı bekliyorum.

              Benzer şekildee takvimimde bundan sonra hazırlanacak birkaç yazının da günleri belirli şekilde bekliyor. Zamanı gelince onları da promote edeceğim.

              • reply Oslo ,

                muhteşem çok bilgilendirici. Bu sektörünkarşısında uzmanlar bu fark yok neden merak ediyorum . Siz yazmaya devam edilmelidir. Eminim , blog.erakbas.com zaten büyük bir okuyucu kitlesi var ! . yazmaya devam !

                Bir Cevap Yazın