Sosyal Medyayı Tüketiyoruz

Burada hem kişisel hem de sektörel anlamda bir özeleştiri yapmak istiyorum. Dileyen üzerine alınsın, dileyen hadi oradan desin. Buyrun.

 
Sosyal medyayı hızla tüketiyoruz. Fakat içerikleri değil, kendisini tüketiyoruz. Mecrayı tüketiyoruz. Markaların imajını, varlığını tüketiyoruz. İnsanların güvenini tüketiyoruz. Farkında değiliz ama, adım adım kendimizi tüketiyoruz.

 

Sosyal medyayı kimler mi tüketiyor?

  • Biz sosyal medya konusunda deneyimli pazarlamacılar
  • Sosyal medyayı ek bir kaynak olarak gören ajanslar
  • Sosyal medyadan ekmek yiyen 3. taraflar
  • Sosyal medyayı anlamayan markalar
  • Sosyal medyayı anlamayan bireyler

Bundan birkaç yıl öncesine dönelim. Sosyal medyanın yeni yeni hareketlenmeye başladığı yıllara. Ne yapıyorduk? Sosyal medyanın ne kadar faydalı olduğunu anlatıp firmaları bu alanda çalışmalar yapmaya ikna etmeye çalışıyorduk. Herkes için faydalı olacak süper projeler peşinde koşuyorduk. Neden? Çünkü idealisttik. Yaptığımız her şey süper olsun diye çabalıyorduk.

 
Sonra ne mi oldu? Bütün firmalar artık burada olmaları gerektiğinin farkına vardılar ve nasıl yapacaklarını düşünmeye başladılar. İşte tam bu noktada rekabetin acı tarafı ortaya çıktı. Sosyal medyada var olmak isteyen fakat bunun ne anlama geldiğini bilmeyen herkese önüne gelen “sosyal medya danışmanlığı” satmaya başladı. Ortalıkta hizmet standardı diye bir şey kalmadı. 

Söyleyin hadi. “Sosyal medya senin tekelinde mi? En çok sen mi biliyorsun? Başkası yapamaz mı?” deyin.

 

Yapar yapmasına da, sadece para için yapar. Sadece görebildikleri kadarıyla yapar. Sizin markanıza pozitif katkı sağlamak için değil, cebine pozitif katkı sağlamak için yapar. Sosyal medya pazarlamasını günde iki kere Facebook’ta fotoğraf paylaşmaktan ibaret diye düşündüğü için yapar. Yapar ama nasıl yapar…

 

İşimize sahip çıkmadık abi bi kere bunu itiraf edelim. “Arkadaş pazarlama dediğin şey ciddi bir konu, içinde iletişim var, marka var, imaj var, strateji var, hedef var, dikkatle çalışılması gerekir, ehli olmayanlar zarar verir.” diyemedik. “Sen hiçbir eğitimini almamış bir adamı götürüp fabrikanda makine başına oturtuyor musun? Orada oturtmadığın bir adamı niye getirip markanın yüzü, sesi, kulağı yapıyorsun” diyemedik. Bir gün firmanın birinde yapılan bir çalıştayda “ben 29 yıldır bu firmada çalışıyorum, gözüm kapalı her şeyi biliyorum, yeni gelen bir adam benden daha mı iyi olacak” diyordu bir amca. Kendini yanlış savunuyordu ama, biz onun kadar da savunmadık. Ciddi ciddi bir mesleği ayaklar altına düşürdük. Şimdi kendi hatamızın sonuçlarını görüyoruz. Tüketiyoruz sosyal medyayı.

 

Sektörde sözü geçen 10 kişi bir araya gelip bu sektörü bir adım öteye götürmek için bir adım atalım, bilgimizi paylaşalım diyemedik. Dönün bakın, her yer sosyal medya blogu. Sosyalmedya kelimesinin arkasına rasgele rakam koyup girin bir başka sosyal medya haberleri blogu ile karşılaşırsınız. Herkes birbirinin arkasından çekiştirirken gerçekten bilgi veren, deneyim aktaran tek bir platform ortaya çıkaramadık. Reklam alalım üç beş kuruş kazanırız derdiyle kendi adına açtığı blogda “Bugün Twitter yeni bir özelliğini duyurdu” şeklinde sosyal medya blogculuğuna başlayan onyüzbininci kişiden biri olduk. E bilader Twitter kendi blogunda duyuruyor onu zaten sen yazdın diye ne değişti? İki satır yorumlasaydın? Yok. Olmadı. Herkes haber verdi geçti. Yine ortalık çöplük oldu. (Vardır istisnaları da malum bu yazı istisnaları konuşma yeri değil. Hem istisna diye gösterilecek amiral gemilerinin de durumunu biliyoruz.)

 

Ha tek suçlu biz miydik, hayır tabi ki. Hani var ya, ne iş olsa yaparım ajansları. Web tasarım, kurumsal kimlik, marka danışmanlığı, Seo, Adwords, SEM, grafik tasarım hizmetleri, katalog, broşür dijital baskı, kartvizit, fotoğraf çekimi, kurumsal tanıtım videosu, tabela, araç giydirme vs. vs. İşte onlar için de ek bir hizmet kapısı oldu sosyal medya. Zaten elinde hazır müşteri var. Adam web sitesi yaptırmak istiyor. Bunun aklına sokmuşlar, Adwords yapmalısın mutlaka diye. Aylık 3-4BinTL bütçe ayırmış. “E abi sadece o olur mu gel sana sosyal medya da yapalım, sen bize aylık 250TL ateşle, hallederiz.” diyiveriyor birisi. Adama da sıcak geliyor. Anlamıyor ya. Sormuyor da “Ulan bir akşam çıkıp iki kişi yemek yesem 250TL den fazla tutar, sen bir ay sosyal medya yönetimi yapalım 250TL diyorsun, nasıl yapacaksın bunu” demiyor. “Tamam” diyor. Hoş geliyor ona da. Bilmiyor ki onun aylık adwords bütçesi diye ayırdığı paranın %10’u kullanılacak, gerisi cebe atılacak.

 
Hadi oradan demeyin, vallahi gördüm, billahi gördüm. Aylık 290TL sosyal medya yönetimi teklifi gördüm. Hem de içerik yönetmeli, post atmalı, danışmanlık yapmalı teklif.

Tüketmiş miyiz sosyal medyayı? Tüketiyoruz hala.

 

Bu Yıl İyi Retargeting Yaptı

Bir gün bir seminere katıldım. Vaat edilen şey “dijital dünyanın fırsatlarının ve yeniliklerinin” tanıtılmasıydı. Oturduk, dinledik. Seminer programı aynen şöyleydi:

  • Tanışma
  • Google istatistikleri
  • Adwords ne kadar iyidir
  • Adwords mutlaka yapılmalıdır
  • Adwords çok faydalıdır
  • Siz tabi ki kendiniz Adwords yapamazsınız aptal olmayın :))
  • İstiyorsanız biz yapalım Adwords?
  • Adwords ile ilgili merak edilenler
  • Retargeting de çok iyidir
  • Sizin için retargeting yapalım mı?
  • Sosyal medya da iyidir bu arada
  • Size Facebook reklamları yapalım bizce?
  • Facebookta da retargeting yapabiliriz hem :))
  • Kapanış
  • Bu arada , tatlılıktan ölüyoruz biz :)) (kalp kalp)

Abi nerde dijital dünyanın fırsatları, yenilikleri vs. vs.? Sen sadece Adwords anlattın bize? E o da yeni bir şey değil yıllardır orada zaten. Oraya gelen 30 tane insan konuyu bilmiyor diye niye oynuyorsun bu insanlarla?

 
Tamam burada bana ukala deyin, ne derseniz deyin ama gerçek böyle. Yaklaşık 25 seminere konuşmacı olarak katıldım. Birkaç tanesi girişimcilik vs. gibi konularla ilgiliydi onları çıkar 20 tane olsun. Hepsinde sosyal medya konuştuk. Hiçbirinde de “siz yapamazsınız gelin biz sizin için yapalım” demedim. Yeri geldi Girişimciler için sosyal medyada izleyecekleri yol haritasını birlikte çıkardık. EBSO’da yaptığımız eski seminerlerden birisi yaklaşık 3 saat sürdü ve dolu doluydu. Sanki paket bir eğitim gibi her şeyi konuştuk. TOBB Kadın Girişimciler Kurulu semineri hakeza öyle. O seminerlere katılan birçok kişiyle tanışıyoruz hala, yalan söylüyorsam çıkıp anlatsınlar. Aklına yatan aradı buldu, “birlikte çalışalım” dedi. Aklına yatmayan aramadı. Abi sen anlat insanlara doğru düzgün, onlar isterlerse sana gelirler zaten. Niye yanıltıyorsun, niye yapamazsın diyorsun. İnsanların sana, bana, ajanslara güvenini niye kırıyorsun. Biliyoruz bu adamlardan çuvalla para alıp reklam yapıyorum diye yarısını iç edeceksin. Bari sektörü baltalama. Tüketme.

 
Bakın şimdi ne hatırladım. Bir gün bir firmaya davet edildik görüşmeye. Toplantıdayız, bir uygulama istediler. Ayrıntılarına şimdi girmek istemiyorum ama teknik olarak böyle bir sistemin mümkün olmadığını söyledim. Tamam yazılımcı değilim ama az çok biliyoruz neyin mümkün olup neyin olmadığını. Çok sevgili kurumsal iletişim sorumlusu “nasıl yaa biz bunun için teklif bile aldık mümkün tabi ki” dedi. Dikkat edin, bunu diyen kurumsal iletişim sorumlusu arkadaşımız sosyal medya kampanyalarını kendi sayfaları üzerinden değil de çalıştıkları ajansın sayfası üzerinden yaptıran bir marka temsilcisi. İnanmadı tabi ki mümkün olmadığına. Böyle olmayan şeyleri satan ajanslar tüketmiyor mu bu sektörü? Hadi tüketmiyor deyin.

 
Bu ajansların bir de şu moduna hastayım. “Abi ben öyle herkesin işini yapamam. 15binTL alıyorum web sitesi için. Tabi ki wordpress yapıyorum. Tema kullanıyorum ama çok düzenliyorum baksan tema olduğunu anlamazsın“. Eyvallah. Sen yapmıyorsun, ben yapmıyorum. Kim yapıyor abi o zaman 250TL alıp sosyal medya yönetimini? İzmir’in en prestijli restoran zincirlerinden birini düşünün. Hani şu oturduğunuzda önünüze yemeğin tahta servis üzerinde geldiği yerlerden. Yemeğe 45TL, suya 6TL ödediğiniz yerlerden biri. Çeşmede falan da yaz dönemleri açılan şubeleri vardır böyle yerlerin. Sahibi kendi ağzıyla söyledi, dün gibi hatırlıyorum. 300TL’ye web sitesi yaptırmış! Evet bildiğimiz 300TL. (ve siteyi de gordum. blogspot.com!) Ben bunun üstüne sormadım bile sosyal medyada bişeyler yapalım diye. Sen bana hala 15.ooo almadan yapmam de…
 
Belki burada çok sevgili İstanbullu arkadaşlarımızı tenzih etmemiz gerekebilir. Zira onların piyasasının daha yukarıda olduğunu biliyorum. İstanbulda üç yıl önce verilen sosyal medya yönetimi tekliflerinin bugün İzmir piyasasında “fazla” olarak görülüp geri çevrildiğini de bu yazıya not olarak düşeyim. Elimde örnek teklifler var, oradan biliyorum. Kips 😉

 

Hepi Topu 4 Masası Var, İstanbul’un En Kalabalık Mekanı

Bir de şey var. Adam yazılımcı. API kullanımından falan anlıyor yani. Giriyor Twitter API’dan birkaç uygulama yapıyor. Al sana otomatik mesaj sistemi. Neymiş, Twitter’da belirli bir kelimeyle ilgili Tweet atanlara mention gönderecekmiş. İyi abi eline sağlık güzel uygulama. Ama sen tutup bunu aylık 500TL ile önüne gelene satarsan ortalık çöplük olmaz mı? Oluyor işte. Daha önce örneklerini de yazdım bunun, okuyun. (Spam mesajla bilinirlik sağlamaya çalışan markalar) Bir firmaya görüşmeye gidiyorum. Sevdiğim bir insan önermiş, davet edildik, gittik. Öyle kapı kapı dolaşılan satış görüşmesi falan değil yani. Sözde büyük firmalar bunlar. İzmir’de bilmeyen yok. Hazırlamışım güzelce bilgi dosyamı. İçinde alternatif çalışmalar, örnek uygulamalar, istatistikler, yapılacaklar vs. vs. Altında da teklifler, rakamlar. Oturuyorum, ilk soru şu: “Twitter da belirli bir bölgedeki insanlara otomatik mesaj gönderebilir misin?” Bakın diyorum sosyal medya, iletişim, marka, spam mesaj, rahatsızlık vs. vs. anlatıyorum. Cevap “Hmm yapamam diyorsun yani. Peki yapan birilerini tanıyor musun? Bize bu lazım.”!

 

Yaparım yapmasına da, “içim el vermiyor bile bile yanlış şeyler yapmaya” diyemiyorum. Yaparım yapmasına da, “Nöromedya spam tweet attırıyor desinler istemiyorum” diyemiyorum. Ama var işte bu işten ekmek yiyen 3. taraf kişiler. İki uygulama yaz, iki RT yaptır, götür. Allah aşkına açın bakın Deriden Twitter hesabına. 6bin RT var bir iletide. Reklamdır vs. dir demeyin onu da kendim deneyimledim, gördüm. Bol keseden sallamıyorum arkadaşlar. Açtım rasgele bir hesap, girdim otomatik RT sitelerinden birine. Baktım kimler RT yaptırıyor. Defalarca Deriden iletisi RT etti. Bilmiyorum firmanın haberi var mı, bilerek mi yaptırıyorlar yoksa gerçek mi sanıyorlar. Al işte tüketiyoruz sosyal medyayı. Sahte RTler, sahte check-inler. Ha bu da var. Belki bilmiyorsunuzdur, biz zaman zaman Foursquare Türkiye (Superuser Grubu) topluluğunda karşılaşıyoruz böyle şeylerle, gerekli şikayetleri yapıyoruz, mekan kapanıyor ya da siliniyor. Adam mekana basmış 5000 check-in, İstanbul’un en kalabalık yerlerinden biri görünüyor. Gitsen hepi topu 4 masası var mekanın. Ha bu sosyal medya her şey mübah derseniz de eyvallah, devam tüketmeye.

 
İşini sessiz sedasız görenler de aslında firmanın içinde olan, sosyal medyadan bihaber çalışanlar. Aslında burayı ikiye ayırmak lazım. Sosyal medyayı bilmeyen ve yanlış yapan firma sahipleri, yöneticileri bir yana, az çok bildiği halde işine gelmediği için kolayca sıyrılmak için göz yuman firma çalışanları bir yana. Bakın mesela bir firma örnek vereyim. Elemanlar sosyal medyayı tam bir angarya olarak görüyorlardı. Normal çalıştıkları işlerin üstüne bir de bu çıktı diye düşünüyorlardı. Oysa sadece onay mekanizması olarak çalışmaları gerekiyordu, o kadar. Ama ben bu firmaya açıkca anlatıyordum, “bakın beğeni satın alabiliriz ama ben önermiyorum, size bir avantajı olmaz. Önemli olan oradaki beğeni rakamı değil” diyordum. Çok güzel şeyler yaptık bu firmayla ama bir süre sonra kendi iç yapılarındaki değişiklik sebebiyle çalışmamız bitti. Biz kendimiz devam edeceğiz dediler. Tabi ben izliyorum. Bir hafta sonra sayfadaki beğeni sayıları uçmaya başladı. Bir süre sonra sayfada 30bin kişi toplanmıştı. Başka bir zaman firmanın patronuyla bir sohbetimizde “izliyor musun nasıl gidiyor bizimkiler” dedi. “Çok güzel” dedim, “satın almışlar 30bin beğeni, yardırıyorlar” dedim. “Yok yav yapmamışlardır öyle şey, reklam veriyorlar” dedi. “Peki dedim, öyle olsun” Ama o kadar beğeniyi reklamdan elde etmek için ne kadar bütçe ayrılması gerektiğini sen de biliyorsun, ben de yeme beni şimdi” demedim.

 

Bir başka gün, koskoca bir holding yönetim kurulu başkanı ile konuşuyoruz, bakın müdür falan değil, holding yönetim kurulu başkanı. Bütün müdürler önünde eğiliyorlar neredeyse yerleri öpecekler. “Bizim çocuklar çok iyi yapıyorlar bu işi biraz bak bizimkilere de bişeyler kaparsın sen de” dedi. Hasbinallah. Saygımız var sonuçta, bakmayın burada ukala ukala konuştuğuma, saygıya önem veririm. Bugün çok doluyum, ondan böyle. “Tabi” dedim, “biliyorum çok güzel çalışıyorlar”. Ama sormadım, “sen öyle diyorsun da, sayfanda 40bin kişi var, ay içinde toplam 10 paylaşım yapmışsın, paylaşımların altında bir tane yorum yok, en fazla beğeni alan iletin de 40 kişi beğenmiş, ortalaman 10 kişi” sen neyin iletişimini yapıyorsun, neyin dönüşümünü alıyorsun, neyi ölçüyorsun, başarı kriterin ne” demedim.

 
Ha yukarıdaki firma var ya hani biz kendimiz yaparız diyen. Onların mesajlaşma istatistiklerini raporlamıştık bir dönem. Bir yıl içinde kimlerle konuştular, %kaçı ürünlerle ilgili bildirimde bulundu, %kaçı bayilik almak istedi, yaptıkları yatırımlar onlara nasıl geri döndü vs. vs. Ortada bir kriter vardı ve hepsi de ölçülebilecek şeylerdi. Merak ettim şimdi, şu an kendi çalışanları böyle bir raporlama yapıyor mudur? Yoksa sosyal medyayı hala gereksiz bir alan olarak görüp birkaç beğeni alalım yeter mi diyorlardır. Bizim sayfamızda 30bin kişi var diye toplantılarda ne kadar başarılı olduklarıyla övünüyorlar mıdır?

 

Bu çalışma için bütçemiz yok

Saymakla biter mi? En büyük köstek, her zaman duymaya alışık olduğumuz şey. “Bu çalışma için bütçemiz yok“. Sanırım iki yıl önceydi, bir arkadaşım dijital pazarlama eğitimi veriyor, konuk olarak uğradım. Sadece dinlemek için. Örnek uygulaması yapıyorlar. Sanal bütçe oluşturmuşlar, kendilerine birer de firma seçmişler, alternatif dijital uygulamalar yapıyorlar. Bütçe 100.000TL! Blogger iletişimi yapıyoruz diyorlar ayırdıkları bütçe 25.oooTL Uçuyorlar, kaçıyorlar. Tabi bu arkadaşların hepsinin hedefi uluslararası arenada yarışan dev markalar! Yoksa hiçbirisinin Kobilerle ya da aile işletmeleriyle falan çalışmak gibi bir niyeti yok. Hiç düşünüyorlar mı acaba o bütçeyi ayıracak kaç tane firma var diye? Hiç sanmıyorum düşündüklerini. Eğer düşünseler, birkaç tane de kobi sahibiyle görüşseler karşılarına ne gibi bir manzara çıkacak görseler aynı şekilde uçup kaçarlar mı merak ediyor insan. (Ulusal bir kahveci zincirinin sahibinin “ben böyle işlere para falan vermem” demesi hala kulaklarımda yankılanıyor)

 
Hele hele, piyasaya çıktıklarına rakiplerinin aylık 500TL karşılığında 100 post garantisi verdiklerini, çalışacakları firmaların normal yönetim bütçesi dışında reklam için herhangi bir bedel ayırmadan “her gün bizim sayfanın beğenileri niye artmıyor” diye soracağını, önerdiğiniz bütün alternatif etkileşim yöntemlerine “şu an bizim için uygun değil, bu konuda bir çalışma düşünmüyoruz” gibi türlü türlü bahaneler öne süreceklerini ve ay sonunda da sizi yeterince başarılı olmamakla yargılayacaklarını bilseler bu kadar hevesle blogger iletişimi yapalım diye yırtınırlar mı acaba? Web sitesini 3ooTL’ye yaptıran adam blogger iletişimi diye 10 kişiye yemek vermek için 25.oooTL ayırır mı? Sadece biz değil, firmalar da hızla tüketiyorlar sosyal medyayı.
 
Evet tüketiyoruz. Sosyal medyayı her gün azar azar tüketiyoruz. Buraya yazdıkça aklıma binbir türlü örnek geliyor. Yukarıdakilerin birçoğunu da aralara ekleyip durduğum için karışık bir yazı oldu ama açıkça döktüm içimi. Buraya kadar sabırla okuduysanız teşekkür ederim. İki satır da olsa yorumunuzu esirgemeyin.

 

Peki ne değişecek?

Ben söyleyeyim. Hiçbir şey değişmeyecek. Yarın yine gidip birçok firmaya aylık 500TL karşılığı “marka danışmanlığı” teklifi verecekler. Sayfaya günde 5 post atmanın çok önemli olduğunu söyleyecekler. Her Pazartesi “mutlu haftalar”, her Cuma “TGIF” postu atarak sosyal medya yönetimi yaptıklarını ve bunun firmaya çok büyük bir katkısı olduğunu, çünkü o TGIF postunu tam tamına 120 kişinin beğendiğini söyleyecekler. Firma çalışanları üst yönetime o ay ne kadar çok etkileşime geçtiklerini anlatacaklar. Bir sonraki ay için ek olarak her sabah “günaydın” postu girilmesine karar verilecek ve herkes mutlu bir şekilde hayatlarına devam edecekler. Bense bu sektörün bu hale gelmesine, insanların “ooo çok iyi oldu harika etkileşim aldık” diye kandırılmasına, “size retargeting yaptık milyonlara ulaşıyorsunuz” diye paralarının çarçur edilmesine üzülmeye devam edeceğim.

sosyal-medya-bitti
  • reply Cihat ,

    Akıcı yazı için teşekkürler mümin bey. Hiç sıkılmadan sonuna kadar okudum ve güzel dersler çıkardım.

    İyi çalışmalar,

    • reply Mustafa Alkan ,

      Satır satır okudum, neredeyse hepsini yaşamışım ve aynı dertten muzdaribim. Umudumu yitirmedim, her şey daha güzel olacak/olsun diye çaba sarf etmeye devam ediyorum…

      • reply Anıl ,

        Hepsini sıkılmadan okudum. Bilgine, yazına sağlık abi 🙂 biz genç firmaların da ders alması gereken konulara çok güzel değinmişsin.

        • reply ahmet ,

          Aslında bende uzun süredir sosyal medyaya girmeye korktum bilmediğim bir ortamdı.Lakin arkadaşlar ısrarı sonucu girdim,ilk çözmeye çalıştığım zamanlar bot spam virüslü mesajlarla adeta cinsel hayat düzenleyici profilim oldu.Daha sonra çözdüğümde her yeri beğenmemeye başladım.Hatta içerik üretmeyen/paylaşım yapmayan şirket/Birey takipten/arkadaşlıktan çıkardım. Hal böyle iken kendi hayatımızın içinde de görüyorum,annem bile oğlum şunu da yap diyor. Daha büyümedik biz, daha seçici bir toplum haline gelemedik.Bu 10 yıl sonra oluşacak bir toplumla mümkün olabilecek. Her zaman dediğim gibi reklam ürünün önüne geçmemeli. Ya beklentiler artar ya da güvenirlik azalır.

          Teşekkürler

          • reply Masivaname ,

            Sonunda sosyal medya hakkında içimden geçenleri dile getiren biri buldum. Harika bir yazı olmuş emeğinize sağlık…

            • reply oğuz ,

              Hem de nasıl tüketiyoruz belli değil. Amacından saptıra saptıra. Keyifli yazınız için teşekkürler

              • reply Birkan Uğur SARI ,

                Geçen senelerde sosyal medya yı faydalı olarak kullanan bizler şimdi amacımız yolunda değilde başka başka yollarda ilerleme kayıt ettik. Artık bir sirkelenmenin zamanı geldi

                • reply internet günlüğü 2016/6 - e-vren günlüğü ,

                  […] ‘Sosyal medyayı tüketiyoruz‘ diyen Mümin Erakbaş’ın yazısı bana göre satır aralarında dijital medya şirketlerini sarsacak zehir zemberek gerçekleri gizleyen bir yazı. […]

                  Bir Cevap Yazın