Sosyal Medya’nın sürükleyiciliği üzerine

Böyle bir konunun bahsi geçtiğinde hep sürü psikolojisinden bahsederler. Belki de bunu söylemek en kolayıdır, daha fazla detaylandırılıp birçok psikolojik teori ile ilişkilendirilebilir ama ben daha genel ve anlaşılır bir şekilde bakmak istiyorum.

Hepimiz sosyal ağlarda aktif bir şekilde paylaşımlar yapıyoruz. Twitter kullanımımıza bakalım mesela. Paylaşımlarımızın çoğu o anda aklımıza gelen bir şey, yaşadığımız, gördüğümüz ya da okuduğumuz bir şey. İşte bu noktada da tetikleyiciler devreye giriyor.

Twitter’ın en çok kullanılan özelliklerinden biri de #hastag adı verilen etiketler. Yazdığınız herhangi bir iletide öne çıkmasını istediğiniz bir kelime önüne # işareti koyarak onu bir #hastag haline getirebilirsiniz. Bu etikete tıklayanlar doğrudan arama sayfasına yönlendirilir ve o konuda yazılmış iletiler önünüzde akmaya başlar.

Peki bunun surukleyicilik ile alakası ne olabilir bakalım. Geçtiğimiz günlerde firsat35.com icin bir kampanya yaptık. Bir sohbet esnasında konuşulanlarla başladı her şey. Küçük bir planlama ile detaylandı ve hızlı bir kararla kampanyaya dönüştü. Aslında bunun temeli birçok büyük çaplı organizasyonun da temelinde olan paylaşma isteğinin tetiklenmesi üzerineydi. Siz bir şey paylaşırsınız. Sizin çevrenizdekiler sizden görür, onlar da paylaşır. Sonra da onların çevresi…

 Bu paylaşımlar birkaç saat içinde çığ gibi büyüyebilir. Tabi ki bunun için #izmiriseviyorumcunku gibi üzerine birçok kişinin birşeyler söylemek istediği bir konu olması ya da geniş bir kesimi ilgilendirecek konuların seçilmesi önemli. Kampanya ya kısaca değinmek gerekirse, geçerli olduğu süre içinde ortalama 5000 tweet, yüzlerce RT ile İzmir severlerin ilgiyle katıldığı bir süreç oldu. Amacı çok büyük hediyeler vermek vs. olmayan, sadece İzmir sevgisi konusunda bir farkındalık yaratmak olan bu küçük kampanyaya yüzlerce İzmir sever katıldı ve bir katılımcı da Zaz İzmir Konseri’ne bilet kazandı. Detayları Firsat35 Blog’dan okuyabilirsiniz.

Sürükleyicilik konusunda diğer bir nokta ise hassasiyet gösterilmesi gereken olaylarda ortaya çıkıyor. Aslında bu yazıda yer almayacak bir konu idi fakat son günlerde yaşanan terör olayları ve sosyal ağlarda gördüğümüz yansımaları beni mecbur bıraktı.

Sosyal ağlar sürükleyicidir ve belirli bir noktadan sonra siz de bu sürükleyicilik içinde bazı şeyleri yapmaya mecbur kalırsınız.  Bazen sadece kendinizi katılmaya mecbur hissedersiniz, bazen ise katılmadığınız için yargılanır ve cezalandırılırsınız. Birkaç gün önce Facebook duvarıma “Cumartesi kısa bir çekim için kameraya ihtiyacım var” yazdığım ama  şehit haberleri ile ilgili bir ileti yazmadığım için eleştirildiğim gibi.  Bu gibi durumlar da sizi sürükleyen etkenlerdir ve en kötüsü de bu sürükleyiciliğe mecburen katılmak zorunda kalınmasıdır.

Bir Cevap Yazın