mutlu_uzgun

Gülümsemek konusunda düşüncelerimi ve beni destekleyen çeşitli kanıtları daha önce “Gülüyorum, o halde varım.” başlıklı bir yazıda anlatmıştım. O yazıdan bu yana birçok olumlu bildirim aldığımı söylememe gerek yok sanırım. “Toplum içerisinde sizi diger insanlardan ayıran bir özelliğinizin olması her zaman için +1 puan olarak size geri dönecektir” düşüncesinde olduğum için her zaman gülümsemeye devam diyorum.

Gündelik hayatta gözlemlediklerim dışında bilimsel çalışmaların da düşüncelerimi haklı çıkarması beni daha çok mutlu ediyor. Şimdi de o bilimsel gerçeklerden birini paylaşmak istiyorum.

Martin Lindstrom Nöropazarlama üzerine yaptığı araştırmalar esnasında yaşadıklarını anlatırken  insan beynindeki ayna nöronların başkalarının davranışlarını farkında olmadan taklit ettiğinden bahseder ve örnek olarak bebeklere dil çıkardığınızda onun da size dil çıkardığını söyler. Yine Martin Lindstrom nörolojik testler ve ayna nöronların insanların davranışlarını nasıl taklit etiğine örnek olması için Moskova’da olduğu bir gün yaşadıklarını şöyle özetliyor.

Soğuk Savaş yıllarında Moskova’ya yaptığım bir ziyareti anımsıyorum; beni en çok etkileyen şey şehrin renksizliği olmuştu. Gökyüzü griydi, evler griydi, arabalar griydi, caddede yanımdan geçen bütün insanların yüzleri soluktu. Ama beni en çok hayrete düşüren hemen hemen hiç kimsenin gülmemesiydi. Yol boyunca defalarca gülümseyerek selamladığım Moskovalıların hiçbirinden karşılık alamadım. Başlarda bu durum eğlenceli geliyordu, ama bir saat geçtikten sonra bu ortamın benim üzerimde yarattığı etkinin farkına vardım. Ruh halim değişmişti. O neşeli halimden eser kalmamıştı. Yüzümdeki gülümseme gitmişti. Hüzünlü bir ruh haline kapılmıştım. Kendimi boz bulanık hissediyordum. Farkında olmadan fiziksel ve psikolojik açıdan çevremdeki insanları yansıtıyordum. (Lindstrom, Martin. Buy-ology. s.62)

“İyi ama bu adam mutsuz olduğunu söylüyor” dediğinizi duyar gibiyim. Burada asıl anlatmak istediğim -elbette çevre şartlarının da etkisini göz ardı etmeden- insanların farkında olmadan sizi taklit etmesi, toplum içinde gülümseyen insanlar ne kadar çok olursa, genel mutluluk düzeyinin de o kadar yükseleceği gerçeğiydi.

Kısaca özetlemek gerekirse, kalabalık bir sokakta yürürken, çok uzaklardan farkedilmek istiyorsanız diğer insanlardan farklı olun, gülümseyin. 🙂


  • reply yusu ,

    şunu da ekleyelim: “Gülmeyi bilmeyen blog açmasın”. (40 kere söyledim bunu, blogun sloganı yaptırıcam sana.)

    • reply S.Taner ,

      Çok yerinde bir tespit. Kesinlikle Katılıyorum (:

      • reply Cido$ ,

        Daha çok ridero ergo sum’lar çıkarabilirdim sana fakat arkadaşlara sözüm vardı o gün. Zaten yağmur yağdı, şansımız yokmuş 🙂

        • reply Fulya ,

          Aynen katiliyorum..;) Gulmek, gulumsemek esas anlamli kilar hayati..

          Bir Cevap Yazın