Perakende Sektörü ve Müşteri Odaklı Olmak – II

2. Bölüm: Türkiye’de Perakende Sektörü

Türk Perakendeciliğinin Tarihsel Süreci
Cumhuriyet Dönemi

Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllarda, yabancı ekonomilerle ilişkilerin azlığı ve merkezi gıda dağıtımının oluşu, perakende sektörünün uç noktalarda yer almasına neden olmuştur. Merkezi yapılanmanın çözümsüzlüğü ile birlikte mevcut idareler farklı yöntemlere başvurmak zorunda kalmışlardır. 1913’te İstanbul’da kurulan ancak kısa süre sonrada kapanan tüketim kooperatifleri ile birlikte ilk adım atılmıştır. 1936 yılında çıkarılan kanunla tüketim maddelerinin fiyatlarına kontrol getirilmiş, devlet eliyle fiyatlar düşük tutulmaya çalışılmıştır. (Vakıfbank Yayınları, No:2, s:3)

Çok Partili Dönem

Türkiye’de dağıtım sisteminin gelişimi, giderlerin azaltılması, rekabeti ve üretimi artırmak amacıyla İsviçre Migros Kooperatifler Birliği ülkeye davet edilmiştir. Migros-Türk sayesinde Türkiye fiş, paketlenmiş gıda ve poşet ile tanışmıştır. 1956’da Gima A.Ş açılması ile tüketicinin temel gıda maddelerini ucuza alması amaçlanmıştır.

1960’larda Vakko, Beymen, İGS, YKM, 19 Mayıs Mağazaları gibi özel sektör girişimiyle birkaç büyük mağaza açılmıştır. 1960’lardan sonra ilaç parfümeri ve kırtasiye ürünleri bakkallarda satılmaz olmuştur. 1960-70 arasındaki en büyük perakendecilik biçimi tüketim kooperatifleridir. 1966’da 327 olan bu kooperatifler, 1970’de 445’e ulaşmış ve hizmet verilen üye sayısı 55 bine yükselmiştir. 1974’te İstanbul’da 18 adet belediyenin kooperatifleri bulunmakta idi. Tüketim kooperatifleri büyük ölçüde self servis mağazacılık alışkanlığını yerleştirmiştir. Ancak yine de kapalı ekonomik yapı, fiyat kontrolleri ve kısıtlı ürün çeşidi bu gelişimin hızını azaltmıştır.

1980 Sonrası Dönem

İthal ikameci modelin terk edilmeye, ithalatın serbestleşmeye başlandığı bu dönemde, yabancı tüketim mallarının ülkeye girişi ve tüketimi hızla artmıştır. 1980’lerin liberal ekonomik politikalarının perakendecilik sektörüne yansıması 1990’lı yıllara tekabül etmiştir. Büyük sermayeli şirketler risklerini dağıtmak, farklı alanlarda faaliyet göstermek amacıyla perakende sektörüne ilgileri ve katılımları artmıştır. Bu şirketler güçlü sermaye yapıları, projeleri ve müşteri hizmetleri ile perakendecilikte hem rekabeti artırıcı hem de eğitici rol almışlardır.

1987’de çıkarılan özelleştirme yasaları ile Migros ve Gima özelleştirilmiştir. Vergi indirimleri, teşviklerin kapsamının genişletilmesi ve kredi kolaylıkları, tüm iş adamları için perakendeciliği cazip bir yatırıma dönüştürmüştür. İlk modern alışveriş merkezi olan Galeria İstanbul Ataköy’de 1988 yılında, açılmıştır. Bunu sırasıyla, Primtemps ve ilk modern hipermarket olan Belpa, ilk cash&carry formatındaki hipermarket Metro, 1991’de Carrefour, 1994’de Spar, 1995’de Kipa takip etmiştir.

1980’lerin ortalarından başlamak üzere orta ölçekli kentlerde toptancılıktaki iş hacmi ve rekabette büyüme yaşandı. Perakendecilik sektöründe ise bu tür dikey büyüme artık mümkün değildir. Büyük ölçekli promosyonlar tüketici eğilimlerini olduğu kadar, küçük bakkalların raflarında neler bulunduğunu da belirler hale geldi. Dağıtım sistemi imalatçıların ve onların pazarlama şirketlerinin egemenliğindedir. Bu şirketler yerel perakendecilerle yetkili satış anlaşmaları yaparak bölgesel toptancılar üzerinde etkili olmuşlardır. Geleneksel bakkallar ise gıda ürünleri yanı sıra kurşun kalemden iğne ipliğe, aspirine her türlü ürün satmışlardır. 1980’den önceki devletin katı denetimi kadar ürün ve hizmet kıtlığına yol açmakla suçlanan aracıların piyasa kontrolü aşıldı. Aracılar tamamıyla kaybolmamakla beraber ürün ve fiyat belirlemedeki etkinliklerini kaybettiler. (Özcan, 1997/32 s:64)

Türk perakende sektörünün temelleri yıllar önce atılmış olmasına rağmen, çağdaş anlamda bu olgunun yerleşmesi ve gelişmesi 1990’lı yılların başında hipermarketçilik kavramıyla birlikte başlar. Gelişen dünya ekonomisinin ve artan rekabetin sonucunda Türkiye gibi modern tüketim alışkanlıklarının yeni yeni tanınmaya başladığı pazarlar gerek yerli gerekse yabancı yatırımcıların ilgi alanına girmiş ve birbirini takip eden yatırımlar 1990’lı yıllarda yapılmaya başlanmıştır.

1995’li yıllarda hızlı bir büyüme ve değişim sürecine giren sektörde 1996-1999 arasında ortalama büyüme % 23 civarında gerçekleşmiş ve 1999 sonu itibari ile hipermarket ve zincir mağaza sayısı 2,421’e ulaşmıştır. Bu büyüme oranları ne kadar hızlı bir gelişme olduğunu görmek bakımından önemlidir.

Türkiye’de Perakende Harcamalar

Perakende harcamaların en önemli belirleyicisi ekonomik çevre koşullarıdır. 2001 yılından sonra Türkiye ekonomisi bir iyileşme ve normalleşme sürecine girmiştir.

Fiyat istikrarı ile sürdürülebilir büyümeyi hedefleyen politikaların oluşturduğu yeni ekonomik çevre perakende harcamaların ve düzenli perakende pazarların gelişmesi için daha uygun koşullar yaratmaktadır. Organize perakende pazarların gelişmesi için uygun koşullar oluşması ise bu alandaki gayrimenkul yatırımlarını tetiklemektedir.

Perakende harcama büyüklüğünü belirleyen temel unsur ekonomide milli gelir, özel kullanılabilir gelir ve özel tüketim harcamaları büyüklükleridir.

Perakende Pazar Göstergeleri

Tablo 1: Perakende Pazar Göstergeleri Kaynak:Arkitera

Türkiye ekonomisi 2001 sonrasında hızlı bir büyüme sürecine girmiş ve milli gelir büyümüştür. Yeni hesaplama yöntemi verileri ile 2001 yılında 196.7 milyar dolar olan milli gelir, 2007 yılında 658.8 milyar dolara ulaşmıştır. Türkiye dünyanın 17.büyük ekonomisi konumundadır ve bu milli gelir büyüklüğü ile de perakende harcamalar konusunda önemli bir potansiyele sahip bulunmaktadır.

Özel tüketim harcamaları büyüklükleri ve harcama yapıları arasındaki dağılımı perakende sektörü açısından önem taşımaktadır. Perakende sektörü açısından bir başka önemli ayırım ise özel kullanılabilir gelir ile özel tüketim harcamalarının gelir grupları itibari ile dağılımıdır. En yüksek gelir grubu özel kullanılabilir gelirin yüzde 44’ne sahiptir. Özel tüketim harcamalarının ise yüzde 36.5’nu en üst gelir grubu yapmaktadır.

Alışveriş merkezlerini doğrudan ilgilendiren ekonomik büyüklük ise perakende harcamalardır. Perakende harcamalar özel tüketim harcamaları içinde yer alan harcama kalemlerinin bir bölümünden oluşmaktadır ve gıda ve içecek harcamaları ile gıda dışı perakende harcamalar olmak üzere iki ana gruptan oluşmaktadır.

Türkiye’de perakende harcamalar milli gelir, özel kullanılabilir gelir ve özel tüketim harcamalarındaki gelişmeye bağlı olarak 2002 yılından bu yana büyümektedir. 2002 yılında 86.7 milyar dolar olan perakende harcamalar 2007 yılında 221.6 milyar dolara ulaşmıştır. Perakende harcamaların özel tüketim harcamalarına oranı yüzde 48’dir. Gıda ve içecek harcamalarının toplam perakende harcamalar içindeki payı yüzde 56.7 ve büyüklüğü 125.6 milyar dolardır. Gıda dışı perakende harcamalarının payı yüzde 43.3, büyüklüğü ise 96 milyar dolardır.

Türkiye’de Perakende Pazarı ve Alışveriş Merkezleri

Türkiye’de perakende pazarının 2001 yılından sonra gelişmesini şekillendiren temel unsurlar; perakende harcamalarda büyüme, kişisel gelirlerde artış, satın alma gücü yüksek hane halkı sayısında artış, yeni ödeme şekilleri ile harcama finansmanında yeni yöntemler, kırsal alanlarda hızlı çözülme ve kentleşmenin getirdiği yeni harcama ilişkileri ile değişen tüketici eğilimleridir.

Alışveriş Merkezi Gelişmeler

Tablo 2: Alışveriş Merkezi Gelişmeler Kaynak:Arkitera

Bu unsurlara bağlı olarak Türkiye’de perakende pazarı 2001 yılından sonra hızla büyürken, organize pazarların payı artmakta, yeni perakende kurumları oluşmakta, yabancı yatırımlar genişlemekte ve artan rekabet ile kar marjları daralmaktadır.

Türkiye’de 2002 yılında 86.7 milyar dolar olan perakende pazar büyüklüğü 2007 yılında 221.6 milyar dolar olmuştur. Organize perakende pazarın payı genişlemektedir ve 2002 yılında yüzde 28 olan pay 2007 yılında yüzde 35’e çıkmıştır. Organize perakende pazarın büyüklüğü 77.6 milyar dolar, geleneksel pazarın büyüklüğü 144 milyar dolardır.

Alışveriş merkezleri organize perakende pazarların en önemli kurumudur. Türkiye’de perakende pazarın büyümesine paralel olarak organize pazarların gelişimini sağlayan ve hızlandıran alışveriş merkezleridir.

Gıda Dışı Perakende Mağaza Sayıları

Tablo 3: Gıda Dışı Perakende Mağaza Sayıları Kaynak: PwC

Türkiye’de ilk alışveriş merkezi 1988 yılında İstanbul’da açılmıştır. 1988 yılından bugüne kadar alışveriş merkezlerinin gelişimini iki dalga şeklinde gerçekleşmiştir. Üç büyük kentte yoğunlaşan, yıllar itibari ile az sayıda proje üretilen, yerel perakendecilerin nitelikli perakende alanı ihtiyacının karşılandığı ve bireysel yatırımcılar ağırlıklı ilk dalga sonunda 2001 yılı itibari Türkiye genelinde 53 alışveriş merkezi ve 1.37 milyon m2 toplam kiralanabilir alana ve bin kişi başına 21.2 m2 kiralanabilir alan büyüklüğüne ulaşılmıştır. 2007 sonunda 154 alışveriş merkezi ve 3.52 milyon m2 toplam kiralanabilir alan büyüklüğüne ulaşılmıştır. 2007 yılında bin kişi başına kiralanabilir alan büyüklüğü 49.8 m2 olmuştur.

Türkiye genelinde 31 ilde alışveriş merkezi bulunmaktadır. İstanbul, Ankara ve İzmir’de toplam 84, diğer 28 ilde ise 70 alışveriş merkezi bulunmaktadır. Üç büyük ildeki alışveriş merkezlerinin kiralanabilir alan büyüklüğü 2.27 milyon m2, diğer illerin ise toplam 1.25 milyon m2’dir. Bin kişi başına kiralanabilir alan büyüklüklerinde ilk sırayı Ankara 144.5 m2, Eskişehir 110.0.2 m2 ve İstanbul 108.4 m2 ile almaktadır. (GYODER, 2008)

Gıda Perakendecileri Mağaza Sayıları

Tablo 4: Gıda Perakendecileri Mağaza Sayıları Kaynak: PwC

“Planet Retail” tarafından sağlanan en son bağımsız verilere göre, Türk perakende sektörünün (gıda ve gıda dışı) cirosu 2006 yılında 136,9 milyar ABD Doları olarak gerçekleşmiştir ve 2010’a kadar sektörün 199 milyar ABD Doları’na ulaşması beklenmektedir. Sadece bu bilgi bile, perakende sektörünün Türk ekonomisi üzerindeki potansiyel ve fiili etkisinin önemli bir göstergesidir. (PricewaterhouseCoopers Türkiye,2007)

Sonuç

Sonuç itibariyle, kişi başına milli geliri 2006 yılında yaklaşık 5.500 ABD Doları (2005: yaklaşık 5.000 ABD Doları) ve nüfusu 73 milyon civarında olan Türkiye, perakendeciler için çok büyük bir pazardır. Hızlı büyüme ve gelecek vadeden ekonomik görünüm, perakendeciliği yatırım yapılacak en çekici sektörlerden birisi haline getirmiştir. Türkiye’nin geçen beş yılda çok büyük ekonomik, politik ve toplumsal değişimler geçirdiğini ve AB’ye katılım müzakereleri sürecinde daha da fazla değişimler geçireceğini dikkate aldığımızda, Türk perakende sektöründe ciddi bir potansiyelin mevcut olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Sonraki konu : Perakendeci Kurumlar

İlgili diğer yazılar:

Perakende Sektörü ve Müşteri Odaklı Olmak – I

Perakende Sektörü ve Müşteri Odaklı Olmak – III

Bir Cevap Yazın