Neden çalışmayı bıraktım?

Biliyorsunuz Ege Üniversitesi İşletme Bölümü’nü bitirmek üzere olan bir öğrenciyim. Daha önce çeşitli iş tecrübelerim olduysa da en ciddi iş şu an devam ettiğim işti. Fakat bir süredir kafamda oluşan soru işaretleri artık netleşti ve çalışmayı bırakmaya karar verdim. Kısaca hikayemi anlatacak olursam…

Geçtiğimiz yıl Haziran ayında fakültede bir hocamızın bilgilendirmesiyle staj başvurusunda bulunduğum İzmir merkezli bir firma bir kez görüşmeye çağırıp, ikinci görüşmede kabul edildiğimi söyledi. Yapacağım işler ise kısaca yabancı kaynaklardan sektörün araştırılması, kurumsallaşma sürecinde işletme içerisinde yapılacak çalışmaların ön hazırlıkları vs. olarak söylendi. Ve uzunca bir süre de böyle devam etti. Sonuçta stajerdim ve firmaların stajerlere nasıl davrandıklarını bildiğim için gördüklerim beni etkilemişti. “Hep burada çalışsam ne güzel olur” demiştim. Çünkü oradaki diğer çalışanlarla birlikte öğreniyor, gelişiyordum. Ben onlara, onlar bana öğretiyordu. 3 ay süreyle çalışmaya devam ettim. Bu üç ay dolu dolu geçen bir üç ay olmuştu. Bir gün “Devam etmek istersen ve senin okuluna da herhangi bir engel olmayacaksa” diye başlayan bir konuşmayla devam edebileceğim söylendi. Seve seve kabul ettim. Okulda sorun çıkmaması için hocalarla konuşup gerekli izinleri alarak kendimi hazırladım. Dördüncü sınıf olmanın vereceği rahatlıkla sorun yaşamadan çalışacağımı düşünüyordum. Öyle de oldu. Yaklaşık 5-6 aylık bir süre boyunca haftada bir tam gün okula gittim, diğer günlerde de iki gün akşam derslerine girmek için erken çıktım. Cumartesi günleri çalıştım, yetmedi işleri bitirmek için akşamları eve iş götürdüm.

Zamanla çalışma şeklimiz değişti. Yaptığım işlerin çoğunluğu firmanın yönetim danışmanını asiste edecek şekilde sürüyordu. Yeni yıl ile birlikte İzmir Kalkınma Ajansı tarafından hazırlanan Kobi Mali Destek Programı kapsamında bir çalışma yapacağımızı öğrendim. İki adet proje hazırlanacaktı. Proje ekibinden benim sorumlu olacağım söylendi. Nispeten öyle oldu denebilir. Projelerimizi hazırladık, sunduk, sonuç henüz belli değil ama ben proje planı konusunda başarılı olduğuna inanıyorum. Başka sebeplerden dolayı kabul edilmezse bilemiyorum.

Fakat zaman içerisinde bu çalışma şekli artık anlamsız bir hale geldi. Ben işletme bölümünde okuyan bir öğrenciyim, bu bilinen bir gerçek. Fakat çalışma şekli üniversite okumuş biri gerektirmeyen, bilgisayar kullanmayı bilen herhangi birinin oturup saatlerce yapacağı anlamsız işler haline geldi. Üniversite okumayı gerektirmeyen dedim çünkü sizin kendi fikirlerinizi uygulama, kullanma şansınız olmazsa okuduğunuz üniversitenin anlamı kalmaz. Bakınız bu konuda Üstün Dökmen ne diyor: “Çocuk Ana – Babalar Toplumu’nda insanların Yetişkin yanlarının bastırılması şu sonuçları doğurur:
a) İnsanlar spontan (kendiliğinden) davranamazlar, buna bağlı olarak yaratıcılık da gösteremezler;
b) “Ben” diyemezler, “Bunu ben yaptım,” diyemezler;
c) Bireysel olamazlar, kendi akılları doğrultusunda davranamazlar, başkalarından farklı davranamazlar. (Empati – 257)

[edit] Belirtmeden geçmek istemiyorum. Philip Kotler “Marketing Insights from A to Z” isimli kitabında “A company that pays little to its employees will get back little in return. If you pay your people in peanuts, you will get monkeys. It will cost you lots of money to replace employees who leave. Finding talented and motivated employees and retaining them is a key to business success.” der. Yani müşterinin yanında çalışanlara da değer verilmesi gerektiğini söyler. Ben Kotler’in para olarak sembolleştirdiği değeri çok geniş anlamda düşünüyorum. Çalışanlarına değer vermeyen bir firma, kaybettiği elemanları yerine yenilerini yerleştirmek için çok daha fazla maliyete katlanmak zorunda kalacaktır.

Buraya kadar yazdıklarım biraz olsun durumu özetlemiştir diye umuyorum. Sonuçta herşeyi anlatmak mümkün değil. Gelelim asıl meseleye. Ben başta yazdığım gibi bu firmada kendimi sevdirirsem çalışmaya devam ederim düşüncesindeydim ama böyle birşeyin olup olmayacağı belli değildi. Zaman içerisinde bu düşüncemde bazı pürüzler oluşmaya başladı. Konuştuğum herkes – öğrenci, profesyonel çalışan, akademisyen gibi farklı sınıflarda yaklaşık 10-15 kişi- bana bu konuda ciddi tavsiyeler veriyordu ve hepsinin ortak noktası bu işi bırakmam yönündeydi. Benim de birkaç yıl önce yaşadığım bir olay aklıma geldi. Bir firmanın (büyük bir firmanın) genel müdür yardımcısı ile tanışmıştık. Bir çay sohbeti esnasında bana bir soru sordu. “Çalışacağın firmada senin için önemli olan para yani maddi yönden tatmin olmak mıdır yoksa duygusal yönden tatmin olmak mıdır?” dedi. Bu soruya verilebilecek çok güzel cevaplar çıkacağına eminim. O gün ben insanın bazı temel ihtiyaçları olacağını, herşeyin para olmadığını ama duygusal yönden tatminin de karın doyurmayacağını söyledim diye hatırlıyorum ki çok iyi bir ders almıştım. Soruyu soran bey “Para dedin ve kaybettin. Ben seninle çalışmazdım.” dedi ve ekledi “Bunu hiç unutma. Para her şekilde kazanılır. Ama senin çalıştığın yerde psikolojik olarak rahat değilsen yani duygusal yönden tatmin olamıyorsan orada çalışmak sana hiçbir şey kazandırmaz.”

Bu sözleri de tablonun bir köşesine yerleştirip değerlendirdiğimde artık mevcut çalıştığım firmanın bana verebileceği bir şey kalmadığını anladım ve ilerleyen dönemlerde (Haziran ayında okulun bitmesiyle) çalışmayı bırakırım düşüncesinin yerini “en kısa zamanda bırakmalıyım” formatı aldı. Düşüncem bugün (15 Nisan) gerekli görüşmeyi yapıp Cumartesi itibariyle ayrılmaktı ama ani gelişen olaylar nedeniyle daha fazla zorlamanın anlamı kalmadığını düşünüp Çarşamba günü öğlen saatlerinde bu firma ile ilişkimi kestim. Önümde çok daha büyük fırsatlar olduğunu düşünüyorum. Şimdi hayata dört elle sarılma vakti.

  • reply Recep Hilmi Tufan ,

    Hayırlısı olsun hocam. İnşallah sana layık olan bol kazançlı başka bir iş bulursun…

    • reply efecan ,

      Bir iş de sadece başkalarının gerekliliklerini yapmak için çalışıyorsan o iş seni yer bitirir ki bana da öyle oldu ve an itibarıyla bende bulunduğum işten istifa ettim. Umarım ikimiz içinde gelecek daha parlak olur.

      • reply Mümin ,

        Recep ve Efecan güzel dilekleriniz için teşekkür ediyorum.

        • reply Erdal ERDOGDU www.erdalerdogdu.com ,

          abi haftasonunda ki konusmamızda idare edicem demiştin, ama hayırlısı, vardır bi hikmet..

          • reply N. Gökçen DiKiCiOĞLU ,

            Körpe yürekli kardeşim,

            Bana gelecek hakkında, güzel şeyler düşündürecek kadar zeki bir insansın.

            Ancak, hayat şartları insanı ülkemizdeki kadar zorladığında, tabiri caizse “eve ekmek götürmek” yegane gayen olduğunda, “profesyonellik” adı verilen kılıfla yaşamak zorunda kalınca, her gittiğin şirkette aynı şeyleri yaşamak zorunda kalıyorsun..

            Bunun böyle olmadığı günlerde, sizin gibilerin hakimiyetinde beraber tekrar çalışmak dileğiyle. Gözlerinden öpüyorum.

            • reply N. Gökçen DiKiCiOĞLU ,

              TEKRARLIYORUM!
              Yakın çevrem tarafından Mümin’e yazdıklarım tam olarak anlaşılmamış. Bu sebeple edebi üsluptan biraz daha uzaklaşıyorum…

              KIZGINIM!
              Charles Darwin’den, uluslararası ticaretten, Mısır piramitlerinin sırlarından konuşabildiğim bir arkadaşım, iş hayatımın dışına çıktı. Çıkışının sebebi ise, kendine göre yanlış olan konulardı. Sanki farklı bir çalışma ortamında zorluklar onu beklemiyor muydu? Bu tarz şeyler bundan sonra olmayacak mıydı? İşte “körpe yüreğ”in anlamı da buydu..

              Bunu kendisine onun tarafına daha yakın olarak anlatmaya çalıştım. Çünkü, o, şu anda körpe bir yürekti.. Tıpkı benim beş sene önceki halim gibi..

              Ayrılırken, yanında değildim. Vedalaşmamıştık. O, bu sözlerden kendisine ayırması gerekenleri mutlaka ayırmıştır. Özellikle son paragraftan.. Yani “bunun hep böyle olacağını” anlamıştır. Fikirlerime ne kadar değer verdiğini herkesten çok bilirim.

              Yine de, yanımdan daha önce de gidenler gibi, Mümin’e de kızgınım… Her konuda çözüm bulan zekası ve azmi, O’nu bu konuda da çözüme ulaştırabilirdi. Bir büyüğümün alnıma yazdığı gibi “HER ZAMAN GÜÇLÜ OLMAK ZORUNDASIN!”… Bunu unutmayalım.

              Sevgilerimle.
              N. Gökçen Dikicioğlu

              • reply arzu pınar ,

                hayırlı olsun.
                dışarıdan bir gözle, işletmelerde çoğu iş çok küçük görülebilir. ama aklıma hep Yunus’un yıllarca, bıkmadan dergaha en iyi odunları getirmesi aklıma gelir. sonuçta sorumluluk duygusu, işini mükemmel yapabilme; özellikle de egoyu aşma yönünde iş yerleri çok iyi ortamlar bana göre. özellikle başlarda şirketin stratejik konularında görev almayı beklemek de hayal kırıklığı yaratabilir. ama diğer yandan kurum kültürünün bireyselliği yok etmesine de asla izin vermemeli. bazı işletmeler körlüğe en kötüsü heves kaybına yol açıyor.
                yazılarını özellikle psikoloji hakkındaki bilgileri çok sevdim. işte de kendine en uygununu ve seni geliştireni bulacağına eminim.

                • reply Mumin ,

                  Arzu Hanım değerlendirmeleriniz için teşekkür ediyorum. Söylediğiniz gibi önemli olan işin küçük ya da büyük olması değil, bu işten size kalanlardır. Ünlü davranışbilimcilerden Frederic Herzberg fabrika işçilerinden en üst düzey yöneticilere kadar binlerce insanı inceleyerek şu sonuca varmıştır. “En motive edici faktör para, sosyal imkan ya da benzer şeyler değil, işin kendisidir. Eğer iş heyecan verici ve ilgi çekiciyse, kişi iyi iş çıkarmaya motive olur ve işine dört elle sarılır.” İyi dileklerini ziçin tekrar teşekkürler.

                  • reply biraz ben lütfen - Mümin Erakbaş ,

                    […] söylemiştim böyle yapmasını” demek istiyor ama kusura bakmayın. Daha önce de söyledim: “Çocuk Ana – Babalar Toplumu’nda insanların Yetişkin yanlarının bastırılması şu […]

                    • reply Otonomi karmaşıklık ve çaba ,

                      […] Gladwell’in bu sözlerini okurken geçtiğimiz aylarda yazdığım bir yazıyı hatırladım. “Neden?” sorusunun cevabını vermiştim. O yazıya “saçmalık” diyenler belki bunu okuyunca fikir […]

                      • reply Yensu İş Görüşmesi ,

                        […] Dilek Hanım ile görüşmemiz 15 dak sürüyor. Kendisi insan sarrafı, muhteşem biri. “3 ay kalacak mısın?” diyor, “evet” diyorum. Pazartesi gel başla diyor. 1 yıl boyunca bu firmada çok güzel günler geçirdim. Firma içi eğitimler yaptık, yazılım altyapısını iyileştirmeye çalıştık, İZKA için iki tane hibe projesi yazdım vs. Hiç iş ya da staj deneyimim olmadan ve okulu bile bitirmeden bu firmada normal çalışan gibi maaş alıp neredeyse tam zamanlı çalışıyor olmam bazı arkadaşlarımı kızdırdı hatta  Neden bu işten ayrıldım sorusunun cevabı başka bir yazıda verilmişti. Tıklayın. […]

                        Bir Cevap Yazın