kız kıza sohbetler

Birkaç haftadır 525 ıssız çöller gibi kalmıştı. Sabah benimle beraber birkaç kişi biner, akşam yine birkaç kişi geri dönerdi. Bugün birçok bölümde dersler başladığı için 525’in tekrar eski günlerine döndüğünü gördüm.

Bu akşam iş dönüşü bindiğimde oturmak için yer olmadığından ortalara ilerleyip cam kenarına tutundum. Birazdan birbirinden bağımsız bir grup kız etrafımı sardı. (Şaka yapmıyorum ama benim için gelmediler tabi ki. Başka duracak yer yoktu.) Aslında insanların ne konuştuklarını dinlemek gibi bir huyum yoktur ama bir yerden sonra da kulağınızı kapatamıyorsunuz.

Şimdi iki şirin kızımızın arasında geçen konuşmayı aktarmak istiyorum. Böylece “abazan” kelimesinin ne anlama geldiği konusunda da bir fikrimiz olur kanaatindeyim.

K1: Onur Ece’ye çıkma teklif etti de çok abaza biri olduğu için kabul etmedi Ece.

K2: Abaza ne ya? (şaşkın bir ifadeyle)

K1: Ya üff. Şimdi nasıl anlatayım sana. (…) Hani herkesle çıkan, önüne gelen kızla takılan, öyle bir şey işte.

K2: Öyle mi. Ama Onur öyle görünmüyor.

K1: Aaa sen onun öyle göründüğüne bakma. Çok abaza. Ece de öyle dedi zaten. “Beni gerçekten sevmiyor. Sadece çıkmış olmak için istiyor” diye kabul etmedi.

K2:Hııı.

Benim abazan’nın anlamını tekrar yazmama gerek yok. Zira KelimelerinSoyağacı’nda yazıldı. Etimolojiyi bir kenara bırakıp sosyolojiye girmek istiyorum. Sözüm ailelere. Mini mini yavruları okula gönderirler, “erken bitirsin benim çocuğum” diye atarlar bu kirli dünyaya, henüz çocukluğunu yaşayamamış, dünyadan bir haber insanlar haybeye geçirir üniversiteyi. Çünkü kavrayamamıştır bazı şeyleri. İşte size örnek. Bu K2 nasıl bir üniversite öğrencisidir ki bir kafeye adını vermiş olan abazan kelimesini bilmez. Hiç mi duymamıştır? –ki mümkün değil- Hiç mi merak etmemiştir? Bu kadar duyarsız, bu kadar vurdumduymaz olmanın sonu bizi nereye götürecektir.

Gününü gezerek, eylenerek ve sınavda çıkacak konuları ezberleyerek geçiren, sonra da yaptıklarına öğrencilik diyen bu kardeşlerimiz, birkaç yıl sonra ne kadar yanlış yaptıklarını gerçekten anlayabilecekler midir? Ders çalışmanın her şey anlamına gelmediğini, sadece ders kitabında yazanların hayat okulunda onlara yetmeyeceğini, genel kültür diye tabir edilen (burada abazan kelimesi her ne kadar argo kullanılsa da örnek açısından seçilmiştir, affınıza sığınırım) bir okyanus olduğunu. Bu okyanusta tutunabilecekleri sandallar olmadan hayatta kalamayacaklarını ne zaman fark edecekler?

Atasözünün dediği gibi. “Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır.”

Not: Uzun diyebileceğim bir dönem çok yoğun geçeceği için bu dönemde konsantrasyonumu olumsuz yönde etkileyeceğini düşündüğüm twitter, friendfeed gibi takip ettiğim servislere bir süre ara vermeyi düşünüyorum. Biraz sonra da facebook hesabımı dondurarak bunun ilk adımını atacağım.

  • reply halime çiçek ,

    torunlarıyla didişen kuşak çatışmacısı teyzeler gibi olmayım diyorum ama liseye giden kuzenlerimle bile bazen frekansı tutturamıyorum. gerçekten dünya görüşlerimiz bu mesafeden bile çok fark ediyor.

    • reply Erdal ERDOGDU www.erdalerdogdu.com ,

      bu benim otobüsteki yaslı amcaların yer verme muhabbetine benzemiş ama bayan arkadaşlar hakkında konuşmak istemiyorum, ama kafamda bu yönde bi yazı var abi, eğer yazmaya cesaret edersem blogta okursun, güzel anadolumun yitilen gençliği 🙁 artı olarak friendfeed ve twitter kullanmayı bıraktım, facebook hesabımı da dün itibari ile kapattım, aseninle aynı fikirdeyim, bu arada bana iletişim kutumdan ulaşırsan bi akşam buluşup çay içelim abi olur mu? müsait olursan tabi???

      • reply MonteCito ,

        Bazı zamanlarda, özellikle de böyle her şeyin kötüye gittiği günlerde, biraz yaşlı teyzelik yapmak gerekiyor diye düşünüyorum.

        Erdal, yazmaya cesaret edersem gibi bir cümleyi bir blog yazarının kullanmaması gerekir. Yaz tabi ki. Çay için de bir mail attım umarım ulaşmıştır.

        Bir Cevap Yazın