Kişisel Markalaşma Notları. Kural 2: Kendine İnan ki Başkaları Da Sana İnansın

Studio Portrait Girl with moustasche

Bir yola çıkarken, o yolun sonuna geleceğiniz ve yolun sununda iyi şeylerin sizi beklediği konusunda kendinizi inandırmazsanız başkalarının da size inanmasını nasıl beklersiniz? Tereddüt duymak size bir değer kazandırmaz. Tam tersi, duyduğunuz tereddüt sizin kazanma yolunda önünüze çıkan bir engeldir.

Zaman zaman görüyoruz. Bir konuda çok istekli olsa da aslında sonuçları konusunda çok da emin olmayan insanlar karşımıza çıkıyor. Ya da tam tersi, inanmanın ötesine geçerek körü körüne bağlananlar oluyor. Bu iki kavramın ortasında bir denge bulmak gerekiyor. Marka konusuna geri dönelim. Kişisel markanızı oluştururken çizdiğiniz imajı en iyi şekilde taşımanız gerekir. Bu imajın sizin üzerinizde duruşuna siz inanmazsanız, karşınızdaki kişinin inanmasını beklemeyin. Bu adeta Amerikan filmlerinde “kötü adam olmaya çalışan masum çocuk” gibi görünür. Ne kötü adam olabilir, ne çocuk. Dışarıdan bakınca kötü adam görünen bir çocuktur sadece.

Bu sebeple, eğer “kötü adam” olmak istiyorsan ve karşındakinin de buna inanmasını bekliyorsan, önce geç ayna karşısına be kendinin “kötü adam” olduğuna kendini inandır.

Bir Cevap Yazın