İçimde bir çocuk var

Don't cry, little heart.
Don't cry, little heart.

Yıllardır kalbimin köşesinde bir çocuk saklarım. Benimle güler, benimle ağlar, zaman zaman da “ben” olur.  Aslında gerçek “ben” asık suratlı, dünya dertleri arasında boğulmuş, gülmek nedir bilmeyen, stresten elleri titreyen, saçı başı dökülmüş, seveni kalmamış bir “ben” iken içimdeki çocuk cıvıl cıvıl, neşe dolu, daima gülen, hayata dair umutları olan, seven, sevilen ve en güzeli de çocuk kalmayı bilen bir çocuk. Bazen “ben” gideyim her zaman içimdeki çocuk “ben” olsun diyorum ama sonra onun ne kadar kırılgan, ne kadar hassas olduğunu hatırlıyor, acılara göğüs geremeyeceğinden  ve onu kaybetmekten korktuğum için onu saklıyor, koruyor, kolluyorum.

Evet içimde bir çocuk var. Adını bile koyamadığım, ona sadece “ben” diyebildiğim bir çocuk. Ve ben bu çocuğu kaybetmekle karşı karşıyayım. Önümde iki seçenek var. Ya içimdeki çocuğu açığa çıkarıp onu korumasız, bir başına bu kahpe dünyanın kollarına teslim ederim, ya da gerçek “ben” olur, çocuğu içimde ölüme terk ederim.  Böyleyken böyle. Bir terazi burcu için en kötü zaman, karar zamanı.

Bir Cevap Yazın