Her şeyimizle sahte bir dünyada yaşıyoruz

Son günlerde gördüğüm ve düşüncelere sevkeden birkaç olayı kısa notlar şeklinde paylaşmak istiyorum. Geçtiğimiz günlerde İzmir’de restoranlar üzerine bir ödül töreni yapıldı. Sık sık da yapılıyor zaten. Oylama herkese açık yani ya eşi dostu çok olanlar öne çıkacak ya da zaten popüler olanlar ipi göğüsleyecek.

Fast Food kategorisinde bir pizzacının kazananlar arasında yer aldığını görmek şaşırtıcı oldu. Sebebi de, bahsi geçen pizzacının dört peynirli pizza dediğinizde kalıp gibi beyaz peyniri kesip pizzanın üstüne koyan, pizzanın hamurunu köy ekmeği yapılan hamurdan kullanan ve bu sebeple tahta gibi olan, altı yanmış kadar kuru, malzemelerle hamurun arası ise vıcık vıcık çiğ duran, bir dilimini sıktığınızda bir tatlı kaşığı yağ çıkan bir pizza yapması.

İkinci konu belki sizin de karşınıza çıkmıştır, Tostçu Erol ve hakkında yapılan yorumlar. Özellikle ekşisozluk’te yapılan bir yorum çok dikkatimi çekti ve haklı olduğu noktalar çok fazla. Özetle “Marketten aldığın malzemeleri birleştirip yapabileceğin standart bir tost için İstanbul’dan Antep’e gidilir mi?” (Ekşisozluk’te Tostçu Erol yorumunu okumak için tıklayın)

Bu ticari bir faaliyet ve bu işin tanıtımının yapılması da son derece doğal. Yapana lafım yok zaten. Ekmeğinin peşinde bir adam, istediğini yapsın. Benim lafım “Tost yemek için kalkıp Antep’e gittik, ooovv harika bir tost bunu hiçbir yerde bulamazsınız, Antep’e gelirseniz mutlaka bu tostu yiyin” vb. birçok lafı eden, popüler olanı övme meraklısı kitleye.

Hepsini bir araya getiriyorum. Ünlü şef Gordon Ramsay‘ı tanırsınız belki. Adamın Youtube’da yüzlerce videosu var (Kanalını görmek için tıklayın) ve restoranları toplamda 16 Michelin yıldızı almış. Ya da birkaç gün önce McDonal’s karşısında dava kazanan Jamie Oliver. Hiç yemekten anlamayan birisi bile birkaç gün oturup videolarını izlese hem yemek kültürü hem de yöneticilik anlamında birçok ders çıkarabilir. (Ben de Kitchen Nightmares programından yöneticilik üzerine çıkarılabilecek derslerle ilgili bir derleme yapıyorum, tamamlanınca blogumda yayınlayacağım)

En basiti, yukarıda bahsettiğim pizzayı bu şefin önüne koyduğunuzda yapacağı şey önce pizzayı sıkıp yağını süzmek, sonra da çiğ kısımlarını bıçağın ucuyla ayırıp tabağın bir kenarına koymak olacaktır.

Ama biz ne yapıyoruz, şu baharat bununla iyi uyum sağlar, şu tat bunu dengeler, şuna bunu katarsak lezzetini ikiye katlar, biraz limon eklersek keskinliğini alır rahatsız etmez gibi detayları bilmiyor (bilmiyor olmayı da umursamıyor) ama “bütün dostlar Alsancak’ta bu mekana takılıyor” diyip oyumuzu pizzacıya veriyor ya da bütün youtuberlar bu tostçu adamla görülüyor popüler konularda ben de olmalıyım, ben de yorum yapmalıyım diyerek içine olur olmaz her şey doldurulmuş bir tost yemek için Antep’e gidiyoruz.

Sahte yaşıyoruz hayatlarımızı. Bir konuda uzman olamasam da en azından hobi olarak ilgileneyim. Araştırayım, gerçekten hak edene hak ettiği şekilde eleştiride bulunayım demiyoruz. Sosyal medyada paylaşırım, birkaç beğeni birkaç yorum alırım, yeter ki dostlar ortamlarda görsün düşüncesiyle sahte bir hayat yaşıyoruz.

Fotoğraf Kaynağı: https://www.pexels.com/photo/pizza-topped-with-tomatoes-24254/

Bir Cevap Yazın