Hani bazı insanlar vardır “Şöyle yapsaydın.” “Böyle etseydin.” gibi sözler söyler, sinir kat sayınızı yükseltirler. Ben bu konudan çok muzdaribim. Geçtiğimiz haftalarda birine “Geç kaldığım için hoca ödevi kabul etmedi.” dediğimde “Abi çalışıyorum demedin mi?” şeklinde bir soru sorarak beni yoldan çıkardı. Çok ağır sözler söylememe sebep oldu.

Tesadüf denir mi bilmiyorum ama bu günlerde Üstün Dökmen’in Empati isimli kitabını okuyorum ve değerli hocamız bu bahsettiğim konuyu çok güzel bir şekilde anlatmış. Okuyunca aklıma geçen hafta geldi, paylaşayım dedim.

Günlük yaşamda, bize bir sorunu dile getiren kişiye akıl verdiğimiz (tavsiyede bulunduğumuz) zaman, bu davranışımız fazlaca işe yaramamaktadır. Hatta, akıl vermede ya da eleştirmede ileri gittiğimizde, karşımızdaki ile aramızda bir iletişim çatışması bile ortaya çıkabilir.

Çünkü, “Yardımcı tut, makine al!” diye akıl verdiğimizde ya da “Bunlar senin görevin!” gibilerden dolayı olarak eleştiri yönettiğimizde, biz Ana-baba rolünü seçmiş, karşımızdakini ise Çocuk yerine koymuş oluruz.

Ana-baba rolünü seçtiğimizde, karşımızdakini anlamayı bir yana bırakıp, ona ne yapması ve nasıl düşünmesi gerektiğini öğretmeye çalışıyoruz demektir.

Bu tavır hatalıdır. Çünkü bizim söyleyeceğimiz sıradan tavsiyeleri, o kişi de düşünebilecek kapasitededir. “Bunları düşünemeyecek adam” yerine konulmak, karşımızdakini üzebilir, öfkelendirebilir.

Oysa kendimizi karşımızdakinin yerine koyup ne hissettiğini anlamaya çalıştığımızda ise empatik iletişim kurmuş oluruz. Bu durumda sahip olduğumuz Ana-baba, Yetişkin ve Çocuk rollerini dengeli şekilde kullanma ve aynı zamanda karşımızdakini de Yetişkin yerine koyma ihtimalimiz yükselecektir. İnsanlar, Yetişkin yerine koyulmaktan ve kendileriyle empati kurulmasından, kısacası anlaşılmaktan hoşlanırlar.

Üstün Dökmen – Empati (s.186)

  1. Aslı'dır diyor ki:

    İki gün önce bir grupta, akıl vermeye karşılık soru sorarak onun aklını kullanmasını sağlamaya yönelik bir egzersiz yaptığımızda birisi şunu söyledi:
    “Akıl verildiğinde o benim değil onun aklı oluyor ve ben bunu bensimsemiyorum. Benim de aklım var ve cevabı ben bulduğumda çözümün bir anlamı oluyor”.
    Maalesef insan doğası hemen başkasının yerine kendi çözümünü diretmeye daha yatkın.

    Ama bunun farkına varırsak; biraz çaba sarf edip,karşındakini anlamak hiç de zor değil.

  2. MonteCito diyor ki:

    Aslı hanım teşekkür ediyorum. Örnek çok açıklayıcı oldu. Tavsiyede bulunurken sanki “bak ben düşünüyorum ve çözüm buluyorum” şeklinde yaklaşılmamalı, karşıdaki kişinin bunu düşünüp düşünmediği sordulanmalı. Böylece farkında olmadan da olsa onu küçümseyerek kalp kırmamış oluruz.

  3. Erdal ERDOGDU www.erdalerdogdu.com diyor ki:

    ben mümkün oldukca, her platformda empati kurmaya calısırım ama kimi zaman insanın duyguları ağır basıyor…

  4. Pingback: Empatiyle ilgili sorunlarımız - Mümin Erakbaş

Bir Cevap Yazın