Eleştirmeyin, azarlamayın, övün, yüceltin

Image via Wikipedia

Bir insanın ayıbını yüzüne vurmamak, onu utandırmamak çok önemlidir. Hem de hayati bir önem taşır. İçimizde kaç kişi durup bunu düşünmüştür? Başkalarının duygularını ayaklar altına alıp kendi bildiğimiz yolda yürürüz. Kusurlar bulup göz dağı veririz. Küçük bir çocuğu veya bir işgöreni, onurunu kırabileceğimizi hiç düşünmeden başkalarının önünde eleştiririz. Oysa birkaç dakika durup düşünmek, uygun bir veya iki kelime bulabilmek, karşıdaki kişinin davranış nedenini anlayabilmek bizi iğneyi batırmaktan alıkoyacaktır. (Dale Carnegie)

Eğer kesin olarak haklıysak ve karşımızdaki kişi kesin olarak haksızsa, bu kişi yanlışlık yapmışsa ayıbını onun yüzüne vurmakla sadece egosunu incitmiş oluruz. Efsanevi yazar Antoine de SaintExupery, “Bir insanı kendi değer yargısında küçültecek hiçbir şeyi yazma veya söyleme hakkına sahip değilim. Önemli olan benim onun hakkında ne düşündüğüm değil, onun kendi hakkında ne düşündüğüdür. Bir insanın onurunu incitmek cinayettir,” diyor.

I Ain’t much, Baby-But I’m All I Got” isimli kitabında psikolog Jess Lair diyor ki: “Övgü, insanın içini ısıtan güneş ışığı gibidir; o olmadan çiçek açamayız ve büyüyemeyiz. Yine de pek çoğumuz insanları eleştiri denen soğuk rüzgara maruz bırakabiliyoruz; ancak onları övgü denen sıcak güneş ışığıyla ısıtma konusunda gönülsüz davranıyoruz.”

Dr. Arthur I. Gates, harika kitabı Educational Psychology’de şöyle diyor: “Her insan şiddetle ilgi ve anlayış arzular. Bir çocuk büyük bir hevesle yarasını gösterir ya da ilgi çekmek için bir yerini keser ya da morartır. Aynı amaçla yetişkinler de yaralarını gösterir, geçirdikleri kazaları,hastalıkları, özellikle de ameliyatları en ince ayrıntılarıyla anlatırlar. Gerçek ya da hayal; talihsizliklerin yarattığı kendini acındırma duygusu tam anlamıyla evrensel bir uygulamadır.”

Tartışmalara son verecek, hastalıklı duygulardan kurtulmanızı sağlayacaki şansınızı döndürecek ve herkesin sizi dikkatle dinlemesini sağlayacak sihirli bir söz öğrenmek istemez miydiniz? İsterdiniz değil mi? Tamam o zaman. İşte size sihirli bir söz: “Sizi duygularınızdan ötürü asla suçlamıyorum. Sizin yerinizde olsaydım kuşkusuz ben de tıpkı sizin gibi hissederdim.” (Dale Carnegie)

Birkaç küçük övgü sözcüğü tüm geleceğinizi değiştirebilir. Öyleyse neden övmekten çekiniyorsunuz?

  • reply Liderliğin vazgeçilmez on kuralı ,

    […] 1:Konuşmaya içten bir övgü ve iltifatla başlayın: William James’in “İnsan doğasının temel unsuru, beğenilme tutkusudur” dediğini düşünürsek bu teorinin hiç de yanlış olmadığını görebiliriz. Herkes iltifattan hoşlanır ama bu iltifatın ölçüsü çok önemlidir. Karşınızdaki kişiyi iyi gözlemeli, övgü ve iltifatlara vereceği tepkilere göre dozu ayarlamalısınız. Aksi halde karşınızdaki kişinin -özellikle topluluk içerisinde ise- utanmasına, sıkılmasına, rahatsız olmasına sebep olabilirsiniz. […]

    Bir Cevap Yazın