Beyşehir Gölü Çevre Sorunları


Beyşehir Gölü Havzası’nda Yaşanan Çevre Sorunları ve Milli Parklar Kanunu Açısından Değerlendirilmesi

Beyşehir Gölü, Konya ve Isparta illeri sınırları içerisinde, yüz ölçümü yağışların çok fazla olduğu yıllarda (1981 gibi) 750 km2, genelde ortalama 650 km2, son yıllarda ise 550 km2’ya kadar düşebilen, Van ve Tuz göllerinden sonra Türkiye’nin 3. büyük, tatlı su gölü olarak da en büyük gölüdür.[1] Anadolu’nun en büyük kapalı havzası olan Konya Ovası’nın güney batısında yer alır. Göl havzası içerisinde 2 il, 34 belediye, 22 köy ve iki milli park mevcuttur. Balıkçılık ve saz kesimi temel faydalanma yoludur. 7 doğrudan, 22 dolaylı fabrika mevcuttur. Halen içme suyu temini (Beyşehir ilçesi ve 7 kasaba) tarımsal sulama (Konya Ovası, Şarkıkaraağaç ve Kıreli pompaj sulaması) ve balıkçılık, saz kesimi, toprak ve kum alımı temel olmak üzere çeşitli ticari işletmeler ve turizm amaçlı faydalanılmaktadır.

Anamas ve Sultan dağlarından gelen çaylar ve dereler ile güney ve batı bölümündeki kalkerlerin çatlaklarından gelen pınarlar, göl dibindeki kaynaklar ve doğrudan göl yüzeyine düşen yağışlarla beslenimini sağlayan Beyşehir Gölü küresel ısınmanın had safhaya ulaştığı günümüzde, yağışların az olmasından kaynaklanan akıntı ve iklim değişikliklerinden çok etkilenmiştir. Küresel ısınmanın etkileri ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi konusunda kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, yaptığı incelemelerde göldeki su miktarının 2 milyar 800 milyon metreküp seviyelerinde olduğunu, su seviyesinin düşmesiyle birlikte dalga boyun da düştüğünü, sirkülasyon ve çalkantının olmamasından dolayı otlanma ve kirlenme de arttığını açıklamıştır.[2] Su seviyesinin düşmesi, otlanma- yosunlanma, göl çanağının dolması sebeplerine eklenen göl kirliliği, aşırı ve bilinçsiz avlanma, kontrol ve denetim hizmetlerindeki yetersizlik ile idari ve yönetimde çok başlılık ve kargaşa gibi sebeplerle sorunlar yaşanmaktadır.

Bunun yanında 24 Şubat tarihinde gerçekleştirilen su kuşu sayımında, 266 bin olan su kuşu sayısının 107 bine, 43 olan tür sayısının ise 22’ye düştüğü tespit edilmiştir.[3] Benzer şekilde S.Ü Çevre Mühendisliği Bölümü tarafından yapılan “Beyşehir Gölü Su Kalitesi Dağılımını Belirleme” çalışmalarında yapılan 5 bin analiz sonucunda “Evsel ve sanayi atıkları nedeniyle gölde aşırı krom ve siyanür birikmesi” olduğu anlaşılmıştır.[4]

Bölgede tüfekçilik, hayvancılık, balıkçılık önemli geçim kaynakları arasında yer almaktadır. İşsizlik nedeniyle tüfekçilik ve diğer alanlardan açığa çıkan 4000 kişilik işgücü balıkçılık ve hayvancılıkla uğraşmaktadır. Kayıtlı 3000 teknede çalışan yaklaşık 6000 kişinin aileleriyle birlikte yaklaşık 25-30 bin kişi gölden geçinmektedir.[5] Önceki yıllarda gölde yer alan balık çeşidi 12 den 2’ye inmiş ve bölgede faaliyet gösteren 19 balık işletmesinden bugün 2 tanesi çalışır durumda kalmıştır. Bölgede yer alan 10 adet köyün tek geçim kaynağının balıkçılık olduğu düşünüldüğünde sorunun ciddiyet boyutu görülmektedir.

Milli Parklar Kanunu’nun 1. maddesinde; “Bu kanunun amacı, yurdumuzdaki milli ve milletler arası düzeyde değerlere sahip milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanlarının seçilip belirlenmesine, özellik ve karakterleri bozulmadan korunmasına, geliştirilmesine ve yönetilmesine ilişkin esasları düzenlemektedir” denilmesine karşın, gölün 1. derece doğal sit alanı ve milli park statülerinde koruma altında bulundurulması nedeniyle bölgede birtakım sıkıntılar yaşanmaktadır. Örneğin, milli park ve sit alanı olan gölde temizlik çalışması başlatılması için 3 bakanlık ve 14 kurumun [6] onayı alınması gerekmektedir. Kurumların bir türlü bir araya gelememesi nedeniyle gölün kurtarılması için 1995 yılında hazırlanmaya başlanan, kontrollü kullanım alanları, ekilebilir alanlar, sulak alanlar ve mutlak koruma alanlarını gösterecek olan “Beyşehir Gölü Uzun Devreli Gelişim Planı” 10 yıldan uzun bir süredir yürürlüğe girememiştir.[7]

Bugüne kadar çeşitli ortam ve etkinliklerde Beyşehir Gölü ve Havzası’na ilişkin sorunlar dile getirilmiş, çözüm önerileri tartışılmış ancak tüm göl havzasını kapsayan etkin bir eylem planı ya da tasarısı oluşturulamamıştır. Bazı ilgi gruplarının belirli birliktelik ve ortak etkinlik çabalarına karşın, özellikle doğa koruma ve entegre havza yönetimi açısından etkin ve verimli bir yapı henüz oluşturulamamıştır. Bunun sebepleri arasında; yerel seçimler sonrası oluşan yeni yapıların konuya ilgisinin olumsuz etkileri, ilgi gruplarının bazı temel konularda uzlaşmaya varamaması, konum ve çıkar çatışmaları, yasal ve yönetsel yapının uygulamalarda yaşadığı eşgüdüm sorunu, yetki dağılımı ve çeşitliliği ile ilgi alanlarının çakışmasından kaynaklanan sorunlar sayılabilir.

Beyşehir Gölü’nün kurtarılması için acilen, teknik bilgi birikimine sahip uzmanlardan kurulu tam yetkili bir göl yönetim birimi oluşturulmalı, gölü besleyen derelerin ve kaynakların ıslahı sağlanmalı, göl çevresinde erozyonu önleme çalışmaları için bitki deseni ve ağaçlandırma çalışmalarına hız verilmeli, göl su girişi ile su çekimi dengeleri iyi ayarlanmalı, kot seviyesi dengesi bozulmamalı, gölde aşırı avlanma önlenmeli, planlı ve verimli avlanma yapılmalı, balıkçılar bu amaçla eğitimden geçirilmeli, göldeki balık kapasitesini arttıracak tedbirler ve araştırmalar yapılmalı, milli park anlayışı yasakçı bir uygulama olmaktan çıkarılıp koruma ve geliştirmeye yönelik bir yasa durumuna gelmelidir.

Dipnotlar:
[1]Yaşanan kuraklık nedeniyle Tuz Gölü’nün kayıpları, Beyşehir Gölü’nü 2. büyük göl haline getirmiştir.
[2]16.01.2008 tarihli Meclis Araştırma Kurulu raporu, CHA
[3]Doğa Derneği, Doğa Koruma ve Milli Parklar Beyşehir Mühendisliği, S.Ü Beyşehir Meslek Yüksek Okulu Kuş Gözlem Topluluğu tarafından yapılmıştır.
[4]28.11.2007 tarihli çalışma raporu,
[5]Beyşehir Gölü Havzası’nın Akılcı Kullanımı’na Doğru Çalıştayı, WWF-Türkiye
[6]İlgili kurumlar şunlardır: Çevre ve Orman Bakanlığı, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Konya Valiliği, Konya İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, Beyşehir Belediyesi, Beyşehir İlçe Tarım Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri 4. Bölge Müdürlüğü, Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Isparta Valiliği, Isparta İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, Şarkikaraağaç Belediyesi, Şarkikaraağaç İlçe Tarım Müdürlüğü, Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, Hüyük Belediyesi.
[7]2001 tarihinde Çevre ve Orman Bakanlığının takibiyle Konya Valiliği’nce yapılan planın bazı kısımlarına Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından şerh konulmuştur.

Not:Bu makale Ege Ün. İşletme Böl. Çevre Ekonomisi dersi kapsamında Prof. Dr. Koray BAŞOL’a sunulmak üzere tarafımdan derlenmiştir.

Bir Cevap Yazın