Haftasonu Akşam Gazetesi’nin ekinde Rıza Zelyut’un bir yazısı vardı. Başlığı “Çocuk yaştakilerle evlenmek Arap işidir”. Yazıda yetmişli yaşlarda bir insanın ondördünde bir kıza yaptıklarının basında çıkmasının ardından gündeme gelen konular hakkında kısa bir değerlendirme vardı. Bu yazıdan dikkatimi çeken birkaç noktayı paylaşmak istedim.

Bu tür evlilikler, Arap derebeyleri arasında normal görülüyordu. Bu egemen kesim temsilcileri, istedikleri kadar kadın alabiliyorlardı. Bunlardan başka, savaşlarda ele geçirilen veya başka ülkelerden getirilen köle kadınlar da Arap zenginlerinin hareminde bulunuyordu. Bu kadınları istedikleri gibi kullanıyor, sonra başka birisine satabiliyorlardı. Kuran-ı Kerim’de Araplarda cariyelerin (köle kadın) yaygın biçimde kullanıldığını gösteren birçok ayet yer almaktadır.

Gerçekten okunduğunda bile insanın kanını donduran olaylar. Bir insanın “insan” yerine konmaması. Onlarca kadının bir erkekle evli olması. Düşünmesi bile kötü gelirken hala bu şekilde yaşayan bir toplum olduğunu bilmek…

İslam dininin yayıldığı coğrafyalarda da başka milletler arasında Araplara ait bu gelenek yaygınlaşmıştır. Erkekler, çok kadınla evlenmeyi ve cariye kullanmayı, Hz. Muhammet’in hayatına dayandırarak buna ‘sünnet’ demişler ve taklit etmeyi de bir dindarlık gibi göstermesini bilmişlerdir. Bugünün gericileri de Hz. Muhammet’in diğer yönlerini değil, gelenekten gelen bu yönünü öne çıkartarak kendi yanlışlarına dinsel bir elbise giydirmeye çalışmaktadırlar.

Dini kendi çıkarlarına göre kullanan ve bugün dinin savunucusu konumunda olan insanlar da var tabi. Bana namazdan sonra camiden çıkıp dükkanının önünde tabureye oturan ve daha abdesti bozulmadan yoldan geçen kızların arkasından bıyıklarını buran”Hacı” lakaplı insancıkları hatırlatıyor.

Türklerde çocuk yaştaki kadınlarla evlenme geleneği hiç görülmemiştir. Erkeğin evleneceği kadının fiziki gelişimini tamamlaması, hayatla mücadelede erkek kadar güçlenmesi şart olmuştur. 14. yy’da oluştuğu tahmin edilen Dede Korkut Hikayeleri’nin incelenmesi bunu gösterir. Bir kızı isteyen erkek, onunla güreşip alt etmesi gerekir. Kan Turalı hikayesinin gösterdiği üzere, Türklerde 9-10 yaşındaki kız çocukları ile evlenmek düşünülmesi bile mümkün olmayan bir iştir. Eski Türklerde tekeşli evlilik yapısı temel alınmış; fuhuş yapanlar da ölümle cezalandırılmıştır.

  • reply recephilmi ,

    Burada yanlış bilinen bir şey var. Biliyorsunuz Arap Yarımadası, İslâmiyet ile müşerref olmadan önce kötü bir Câhiliyye Devri yaşıyordu. Bu devirde kız çocuklar diri diri toprağa gömülür, gömülmeseler bile günümüz tâbiriyle “kuma” olarak erkeklere verilirdi. Bir adam onlarca kadınla birlikte olurdu. Ne zaman ki İslâmiyet geldi, Peygamber Efendimiz bunları yasakladı ve bu onlarca kadınla evlenme sayısını dörtle sınırlandırdı. Bâzı şeyleri şimdiki zamana göre kıyaslamamak lâzım. O zamanı düşününce ne kadar mantıklı geliyor değil mi bu?

    Bu konuyu ele alarak “İslâm gericidir” diyenlere ithâfen…

    • reply MonteCito ,

      Elbette tarihi, yaşanılan zamanın sosyal, ekonomik, politik ve kültürel özelliklerine göre değerlendirmek lazım. Bugün çıkıp islam gericidir diyenlerin, bir karış sakal bırakmak, entari giymek gibi çağa uymayan davranışları islamın emridir diye hala dayatanlardan bir farkı olmadığını düşünüyorum.

      Bir Cevap Yazın