20’li yaşlarınızı nasıl değerlendirmelisiniz? – 2. Bölüm

Önceki yazımda “20’li yaşlarda neleri yaparsak daha sonra keşke demeyiz?” diye giriş yapmış ve 5 madde sıralamıştım. Oldukça ilgi gördü. Teşekkür ederim. Diğer maddeler de önce saydıklarımız gibi alışkanlıklarımız arasında eklediğimizde uzun vadede bize pozitif katkılarda bulunacak konular. Gelin birlikte göz atalım.

Networking (Tanışma/İletişim kurma)

40-50 kişinin bir araya geldiği ve koşuşturarak kartvizit değişimi yaptığı hızlı networking etkinliklerinden bahsetmiyorum. Bu etkinliklerden elinizde kalan sadece bir avuç kartvizit ve daha sonra telefonla aradığınızda ya da mail attığınızda “networking etkinliğinde tanışmıştık” demek için bahanenizden başka bir şey olmuyor.

Genel anlamda bir iletişim ve çevre edinme konusundan bahsediyorum. Hangi konularla ilgileniyorsanız o konuda tanınan, bilinen kişilerle iletişime geçin. Yüz yüze görüşmek için her zaman fırsat bulunamayabilir. Buna ne kendinizi ne de başka insanları zorlamayın. Yüz yüze olmuyorsa mail gönderin. O kişilere fikirlerinizi anlatın. Yaptıklarınızı anlatın.

Gönderdiğiniz mail:

“Merhaba.

Ben Murat. Ege Üniversitesi’nde okuyorum. Pazarlamayla ilgileniyorum. Uygunsa sizinle de tanışmak isterim. “

gibi muallakta kalan bir mail olmasın mümkünse. Kendinizi nasıl daha iyi anlatabileceğinizi düşünün. Ayrıca karşınızdaki kişi hakkında bilgi sahibi olduğunuzu da gösterin. Gönderdiğiniz maili günde ortalama 250-300 belki de daha fazla mail alan/cevaplayan bir kişinin göreceğini unutmayın. Dikkatini çekmek için onlara bir havuç verin, havucu takip etmelerini sağlayın.

Örneğin:

“İsmail Bey merhaba.

Pazarlama alanında uzman isimlerden biri olduğunuzu biliyor, çalışmalarınızı ve başarılarınızı yakından takip ediyorum. Geçtiğimiz hafta Ege Üniversitesi’nde yaptığınız seminere katıldım ve deneyimlerinizi paylaştığınız için teşekkür ediyorum.

Ben Murat Can. Ege Üniversitesi’nde okuyor, sizin gibi geleceğini pazarlama alanında şekillendirmek istiyorum. Deneyim kazanmak adına çeşitli firmalarda yapılan pazarlama faaliyetlerini izliyor, olumlu/olumsuz notlar çıkarıyorum. Firmanızın son reklam kampanyasıyla ilgili notlarımı sizinle paylaşmak istiyorum. Ekte yer alan dosyaya kısaca göz atar ve düşüncelerim hakkında geri bildirimde bulunursanız memnun olurum.

Diğer taraftan, bu notlarda yer alan düşüncelerimi sizinle yüzyüze de görüşmek isterim. Değerli zamanınızdan birkaç dakikayı bu görüşme için ayırırsanız sevinirim.

İyi çalışmalar. “

Gönderdiğiniz 10 mailden sadece 1 tanesine geri dönüş alsanız bile vazgeçmeyin. Sadece ilgilendiğiniz sektörün liderlerine ulaşmaya çalışmayın. Sektör içinde sizin daha kolay erişebileceğiniz birçok kişinin potansiyel sektör lideri olduğunu, birkaç yıl sonra onların da sektör içinde önemli konumlara gelebileceklerini göz ardı etmeden bağlantı kurun.

Tavsiye: Google’da staj yapanları anlatan Genç Çıraklar filmini hatırlayın. İzlemediyseniz şimdi izlemenizi tavsiye ederim.

Network yani sahip olduğunuz çevre genişledikçe, farklı alanlarda farklı uzmanlıklara sahip bireyleri hayatınıza aldıkça, her geçen gün daha fazla şey öğrendiğinizi farkedeceksiniz. Her yeni arkadaş/tanıdık/dost size kendi dünyasından bir parça öğretecek ve sizin de ufkunuz genişleyecek. Sadece size benzeyen, sizinle ortak zevkleri paylaşan insanlarla bir arada olmanız sizi kısır bir döngü içerisine hapsedecektir.

Diğer taraftan, sahip olduğunuz ilişkileri sıcak tutmak için de çaba harcayın. Kabullendiğimiz bir gerçek var. Lise arkadaşlıkları lisede kalır, üniversite arkadaşlıkları üniversitede. Siz bu anlayışı kabullenmeyin, yıkın. Hiçbir zaman bağlantınızı koparmayın. Doğum günlerini kutlamanız bile ilişkinizin canlı kalması için küçük bir kıvılcım olabilir.

Para kazan/ Yatırım yap

İhtiyaçlar hiyerarşisini herkes bilir. Temelde yaşamımızı devam ettirecek ihtiyaçlarımız vardır ve öncelikle bunlara sahip olmak için mücadele ederiz. İşte tam bunları elde ettikten sonra yatırım yapmaya başlayın. Kazançlarınızdan küçük bir miktarı gelecek için saklayın.

Dikkat! Burada bahsettiğim yatırım ileride ev alırsın, araba alırsın birikmiş paran olsun nasihatlerindeki yatırım değil. Bu, sizin özgür olmanızı sağlayacak yatırım. Birkaç yıl sonra okuldan mezun olup çalışmaya başladığınızda her zaman motivasyon dolu, enerji dolu bir çalışma hayatınız olmayacak. İşte tam bu esnada bir kitabın da dediği gibi “s.ktir et” diyerek kapıyı çarpıp çıkabileceğiniz, kimsenin kölesi olmayacağınız bir hayat için gerekli yatırım.

Önceki bölümde borçlanmayın, ayağınıza pranga taktırmayın demiştim. İşte bu da prangasız hayatta istediğiniz zaman uçmanıza yarayacak kanatlara sahip olmanız demek. Gelecek yaşamınızda alacağınız kararları “işten ayrılırsam ne yer, ne içeriz” düşüncesi olmadan verebilmeniz için gerekli kanatlar. İnanın, çalıştığı işten memnun olmayan fakat kira, fatura vs. ödenecek, maaş lazım diyerek işten ayrılamayan onlarca insan tanıyorum.

cantayı alıp gitmek

Her şeyi tadın ama suyunu çıkarmayın

Enerjiniz bol. Her türlü çılgınlığı yapabilirsiniz. Sabaha kadar sokaklarda dolaşabilir, kafanıza estiğinde atlayıp bir otobüse sahil sahil dolaşabilirsiniz. İki gece üst üste burnunuzdan çıkıncaya kadar içip dağıtabilir, 3. gün kim olduğunuzu hatırlamayabilirsiniz. Yasa dışı araba yarışlarına katılabilir, polisle kovalamaca oynayabilirsiniz.

Hepsini yapın ama abartmayın. Her gece eğlenceye gitmek size kısa vadeli keyif sağlar. Her gece içmek size o gün için hoş sohbet, tatlı arkadaşlar sağlar. Peki ya sonra? Sonrası yok işte. Kendinizi tamamen kısıtlamak ve soyutlamak ne kadar yanlış ise çok fazla kaptırıp uzun vadeli alışkanlıkları bir kenara atmak da yanlıştır. Deneyimleyin, öğrenin ve sonra bir kenara kaldırın. Bunun dışında şeyler için kendinizi ödüllendirin. Haftada bir-iki gününüzü alternatif faaliyetlere ayırabilirsiniz ama aşırıya kaçmayın.

“Hayır” demeyi öğrenin

Evet demek bir zayıflık göstergesi değildir. Fakat her “evet” sizden daha sonrası için bir parça koparır. Buradaki “evet” hayır demeniz gerekirken söylediğiniz “evet”. Şöyle düşünün: Bir iş üzerinde çalışıyorsunuz, çalışma arkadaşınız başka bir konuyla ilgilenmenizi istedi. Hayır demeniz gerekir çünkü o an ilgilendiğiniz başka bir konu var fakat genellikle kırmamak için “evet” deriz. Bu iş hayatında verimliliğimizi ve performansımızı olumsuz etkileyen basit bir örnek. Bu örneği hayatınızın birçok alanına uyarlayabilirsiniz.

Yeri geldiğinde “arkadaşım kırılır, kardeşimi geri çeviremem, kankam ister de yapmaz mıyım” diye düşünmeyin ve “hayır” deyin.

  • Bu akşam arkadaşlarla toplanıyoruz, mutlaka gelmelisin.
  • Hayır (çünkü bitirmeniz gereken bir rapor var ve yarına bırakamazsınız)
  • Ödevime yardım eder misin?
  • Hayır (çünkü bitirmeniz gereken bir makale üzerinde çalışıyorsunuz)
  • Haftasonu denize gidiyoruz, geliyor musun?
  • Hayır (çünkü haftasonunu ailenizle geçireceğinize söz verdiniz)

Ve her şeyin en önemlisi. Hayallerinizi ertelemeyin, peşinden gidin

Her insanın küçük ya da büyük bir hayali vardır. “Bir gün..” diye başlayan hayaller ertelenir, ertelenir.. Öyle ki o gün gelir, geçer ve artık hayaller yerini zorunlu gerçeklere bırakır. Eğer 20’li yaşlarınızda iseniz o güne kadar kurduğunuz birçok hayali gerçekleştirmek için çeşitli fırsatlar karşınıza çıkar. İşte bu fırsatların hiçbirinin kaçmasına izin vermeyin.

Örneğin, lise hayatınız boyunca tüm dünyayı dolaşmayı, yeni ülkeler görmeyi mi hayal ettiniz. (Lise çağını Acun Firarda izleyerek geçiren gençlerin çoğu bunu hayal etti) Üniversiteye başladığınızda karşınıza Erasmus programına katılmak gibi bir fırsat çıkar. Kaçırmayın, en azından Avrupa’yı görmek için imkanınız olur.

Bu iki yazıda 20’li yaşları değerlendirme konusunda hemen herkes için önemli olacak temel konulara değindik. Başta söylediğimiz gibi kimse için genelgeçer bir kural yoktur. Herkes burada yazan maddeleri ve örnekleri kendi hayatına göre özelleştirdiğinde bu tavsiyelerden kendine ders çıkarabilir. Bu ders ise sizden sonrakilere aktaracağınız deneyimlere dönüşür diye ümit ediyorum.

Sizin 20’li yaşlardaki gençlere tavsiyeleriniz neler olur? Aşağıdan yorumlarınızı ekleyin.

20’li yaşlarınızı nasıl değerlendirmelisiniz? başlıklı bir önceki yazıyı okumak için tıklayın. 20’li yaşlarınızı nasıl değerlendirmelisiniz?

  • reply Arzu Demirel ,

    İngilizce öğrenip, yurt dışına giderek ve mümkünse orada yaşayarak deneyim elde ederek. Bir an önce hayata atılayım, Müdür olayım, yükseleyim diye acele etmeden. Kendini farklılaştıracak alanları bulup, uzmanlaşarak, dostlğun önemini bilip, güzel insanları kazanarak
    ve o yaşların keyfini çıkararak diyebilirim.

    Bir Cevap Yazın