forum istanbul’un ardından

Malumunuz bir haftaya yakın (hatta daha fazla) bir süre ortalarda görünmedim. Sizleri merak içinde bıraktığım için üzgünüm 🙂 ama nedenlerini anlatınca anlayışla karşılayacağınızı umuyorum. Efendim geçen salı günü akşam, Swissotel the Bosphorus‘ta yapılan Forum İstanbul 2008 toplantısına katılmak için, İstanbul‘a gittim. Çarşamba Gülhane, Eminönü ve Piyer Loti gezilerinden sonra perşembe ve cuma günü konferanslara katıldım.Gitmişken […] Devamını Oku


geleneksel blog yazarları izmir buluşması

Bugün (19.04.08) Geleneksel I. İzmir Blog Yazarları Buluşması’nı gerçekleştirdik. Çok şükür günü kazasız belasız atlattık. (Biraz daha zorlasak kaza değil ama bela olacaktı). Efendim kararlaştırıldığı gibi saat tam 14:00’de Konak Pier‘de Homa Cafe’ye gittim. Önce içeriye baktım ama blog yazarlarıdır diyebilecek kadar bir kalabalık yoktu. Daha sonra bahçeye çıktım fakat hiçbir işaret olmadığı için (kırmızı […] Devamını Oku


düşüncelerinizi geliştirin

Kendimizi düşüncelerimizle geliştiririz. Eğer hayatınızı iyileştirmek istiyorsanız, önce hayatınıza ve kendinize ilişkin düşüncelerinizi iyileştirmelisiniz. Kendinizi her zaman, her yerde ideal bir hayat yaşaması gereken biri olarak görün. Orison Sweet Marden Başarı dergisinin kurucusu ve yazarı 1850 – 1924 Jeffrey Gitomer’in “Evet Tarzı” isimli kitaptan alınmıstır.


degustator

Bir süredir bir kelime takıldı dilime ama ne olduğunu bir türlü hatirlayamadım. Her seferinde internete girince bakarım dediysem de unuttum. Geçen gün yine aklıma geldi meret. {bu t9 olayına da hasta oluyorum. Meret yazıyorum neşet çıkıyor.} neyse hemen açtım kutsal bilgi kaynağını yazdım “degustatör” diye.. Ben sanıyorum ki ortaokul yıllarında aldığım fen bilgisi derslerinden kalma […] Devamını Oku


gece yarısı ve eski bir not

Eski bir defteri karıştırıyordum da şu notu buldum. Sayfayı aldım defteri attım. ——- *Iki damla yaş sızarken gözlerimden *hasretini duydum sessizlikte *yalnız kalmak bir işkence *senin yokluğunu bile bile ——- nasıl bir ruh halindeydim artık yazarken bilmiyorum ama çok sağlıklı olmadığım belli. Şimdi düşünüyorum da öyle olması için bir sebep de yoktu. Rahat batmış galiba […] Devamını Oku


çaya olan sevdam

Çaya olan sevdam çok uzun zaman önce başlamıştı. Bir bardak çayın aldığı yorgunluk ve yerine bıraktığı huzur yıllarca esir etti kendine. İyi kötü, soğuk sıcak demeyip içtim çayı. Hiçbir zaman “hayır” olmadı “çay içer misin?” sorusunun cevabı. Her yemekten sonra hemen hazırlanan çay sadece aile içinde kalmayıp arkadaşlar arasında da bağlayıcı oldu. Neredeyse bir demlik […] Devamını Oku


nefis muhasebesi

insan nefis muhasebesi yapar bazen.. oturup döker defteri ortaya.. aslında her dönem sonunda yapılması gereken bir iştir bu.. bazen bir yıl ertelenir, bazen yıllarca.. sonra bir bakar iki tarafı birbirini tutmuyor hesabın.. son günü gelmiş borcu ödeme teleşına düşer gibi koşuşturma başlar çünkü genelde borç tarafı alacaklı çıkar defterin.. şiir yazmak için aşık olmak gerekir […] Devamını Oku



stok maliyetlendirmesinde fifo ve lifo yöntemleri

Stok maliyetlendirilmesinde kullanılan yöntemlerden ikisidir F.i.f.o ve L.i.f.o. Fifo (yani first in first out) yönteminde stoklara giren mallar yine girdikleri sırayla çıkarlar. Bu yöntemi kullanan işletmeler, enflasyonist ortamlarda maliyetleri düşük çıkacağı için ağır bir vergi yüküyle karşı karşıya kalıp işletmenin nakit kaynaklarının erimesine sebep olabilirler. Genellikle bu yöntemi kullanan işletmeler stoklama süresi düşük olan hammadde […] Devamını Oku


atık kağıtların değerlendirilmesi – 2

geçen gün atık kağıtları toplamak için çalışmalar yaptığımızı yazmıştım.. Çevko ve Ege Orman Vakfı mesajlarıma cevap verdi.. orman vakfının anlaşmalı olduğu firmalarla irtibata geçtik.. sınavlardan sonra fakültenin girişine kutu koyup toplamaya başlıyoruz gazeteleri.. daha sonra firma aracı gelip alacak ve bu kağıtların gelirlerini de bizim adımıza ege orman vakfına bağış olarak aktaracak.. kutuyu koyalım fotoğrafını […] Devamını Oku



yabancı müzik sevdası

yanlış anlaşılmasın yabancı müziğe karşı değilim.. gayet güzel de dinliyorum ama sanki “yabancı” dinlemek bir ayrıcalık göstergesi gibi davrananlara sinir oluyorum.. akşam gelirsin yorgun argın, açarsın radyoyu romantik türk’e**, hafif hafif demlenirsin.. tam bu sırada biri gelip “abi yabancı bişeyler açsan” dediğinde kalkıp o kişiyi pencereden atmak geliyor içimden.. kardeşim ne var yani bu müzik […] Devamını Oku